2 Eylül 2010 Perşembe

Zihinsel Devrim Tamam


Bir önceki yazıda değinmiş miydim bilmiyorum. Twitter üzerinden görüştüğümüz arkadaşlarla ortak kanımız, millet olarak üzerimize hasıl olan hastalığın (okyanusu geçip, su birikintisinde boğulmak) yinelemesi yönündeydi. Maçın genelini de bu kafa ile izledik zaten.

3. Çeyrek sonu ile başlayan bir dirilme sürecine, Ankara seyircisi de destek verince üzerimizdeki ölü toprağı iyice atıldı. Ancak maçın sonunda gerçekten çok saçma hücum seçimleri ile maçı gene zora soktuk. Hido'da zaten böyle aptal hataları bir daha yapmayız inşallah dedi. Biraz Ersan'a dokundurdu gibi ama takım kaptanı olarak, o şutu kullanan Ersan'a sitem etmesi hakkıdır diyorum. Arjantin maçından hiç ders almamış gibiydik. Her neyse sonu iyi oldu, kazanarak grup liderliğini garantiledik. Bugün oynayacağımız Çin maçı formalite oldu ancak Çin'in çok ufak da olsa 4. olma ihtimali var. Bu sebeple dikkat etmemiz lazım. Ben oyuncularımızın, kendilerine bugüne kadar inanılmaz destek veren Ankara seyircisini üzeceğini düşünmüyorum, ve son galibiyeti de alarak onlara veda edeceğine inanıyorum. 

Bugün bizim grubumuzdaki en ilginç maç Rusya - Yunanistan maçı olacak. Zira kaybeden 3. oluyor grupta. Yahu 2. olmak varken neden yenilsin adamlar diyebilirsiniz ama kazın ayağı hiç de öyle değil. Zira 3. olan takım ABD ile eşleşmekten kurtuluyor. Bu sebeple çok enteresan bir maç izleyeceğimize inanıyorum ben. Kendi potasına basket atan olur mu acaba diye düşünmüyor değilim :) 

Çeyrek final ve eleme turu projeksiyonuna da göz atarsak, yolumuzu açtık biraz gibi gözüküyor. Eleme turunda muhtemelen Yeni Zellanda ile oynayacağız, çeyrek finaldeki muhtemel rakibimiz ise turnuvanın renkli takımı Slovenya. Gerçi ben ordan Brezilya'ya tercih ederdim, Slovenya'ya göre çok daha dar bir rotasyonla oynuyor olmaları ve ne yapacağı belli olmayan oyuncu sayısının çok az olması gibi avantajlrımızı vardı. Slovenler'de herşey tıkandı derken biri sahneye çıkıp ateşleyebiliyor takımı. Bu hırvatistan maçında Becirovic ve Udrih olmuştu, dün Lakovic oldu. Zaman zaman Vidmar oluyor. Ritm buldukları zaman özellikle hücumda çok sıkıntı yaratan bir ekipler. Üstelik taraftar anlamında da çok güçlüler. Tamam biz evsahibiyiz ama, toplasan 100 taraftarı olmayan Brezilya ile oynamayı, 6000  taraftarı olan Slovenya'ya tercih ederdim ben. 

Dün maçı kaybetsek, muhtemelen bugün kimilerinin yetersizliğinden, kimilerinin sorumsuzluğundan dem vurulacaktı. Zihinsel Devrim bunun için önemliydi. Zira biz ülke olarak böyleyiz. Hedef seçilen maça full konsantrasyon ile çıkarız, muhteşem oynarız. Bir sonraki maç ise tanınamayacak hale düşeriz. Dün de 3 çeyrek bunu onaylar gibiydik sahada. Ama son çeyrekte silkelenip kendimize gelerek, bu sefer çok farklı olduğumuzu gösterdik bence. Yunanistan gibi rakiplere karşı oynadıktan sonra, Porto Riko ayarındaki rakiplere motive olmak zordur her zaman, zaten iyi takım kötü oynarken de kazanan takımdır. Her zaman mükemmel oynayamazsınız. Bu yüzden dünkü maç çok önemliydi. Olacak bu iş sanki demiştim dün, gerçekten olacak gibi. 


Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...