
26 Kasım 2009 Perşembe
Nadal Serbest Düşüşte

Bir Iverson Geçti Parkelerden
"NBA’den emekliliğimi açıklıyorum. Hayatım boyunca basketboldan ancak takımıma alıştığım şekilde yardım edemeyeceğim zaman emekli olacağımı düşünürdüm. Ancak durum böyle olmadı.
Hâlâ basketbolu çok seviyorum, oynama isteğim var ve çok iyi de oynayabilirim. En üst seviyede oynayabileceğimden eminim.
Emekliliğim sayesinde eşim ve çocuklarımla daha çok vakit geçirme şansım olacak. Bu parkede kazandığım her şeyden daha da büyük bir ödül. Hep bugün için dua etmiştim ve bu anı hayatımın en büyük hediyesi olarak görüyorum.
Reebok çalışanlarına iniş çıkışlara dolu kariyerimin her döneminde beni destekledikleri için çok teşekkür ediyorum. NBA’de 13 harika sezon geçirdim ve buna minnettarım.
Dünyanın her yerindeki taraftarlarıma, tüm kariyerim boyunca benimle oldukları için teşekkür ediyorum. Siz olmasaydınız ben de olmazdım. Bana verdiğiniz desteği kalbimin derinliklerinde hissettiğimi bilmeniz gerekiyor. Teşekkür ederim.
Michael Jordan, Magic Johnson, Isiah Thomas, Charles Barkley ve Larry Bird... Sizler bana vizyon ve sonsuza dek kalbimde yer alacak basketbol sevgisini kazandırdınız.
Her gün basketbol oynamam için beni cesaretlendiren ve bana ilham veren annem, tüm ailem ve en başından bu yana yanımda olan arkadaşlarım. Teşekkür ederim.
Lisedeki antrenörüm Michael Bailey, Georgetown Üniversitesi’ndeki antrenörüm John Thompson, Larry Brown ve diğer antrenörlerim, takım arkadaşlarım, yöneticilerim, patronlarım ve kariyerimin bir parçası olan tüm çalışanlar. Sizlere de teşekkür ederim.
Memphis halkına da özel olarak teşekkür etmek istiyorum. Grizzlies’teyken iç sahada hiç maç yapamadım, ancak muhteşem takım sahibiniz Michael Heisley’nin bana verdiği fırsatı ve şehrin desteğini unutmam mümkün değil. Memphis Grizzlies organizasyonuna başarılar diliyorum.
Ve son olarak Philadelphia şehri... Sixers formasıyla harika anılarım var. Tüm Philly taraftarları, sizlere teşekkür ediyorum. Sesiniz kulağımda bir müzik gibi yankılanacak...
Tanrı hepinizi korusun;
ALLEN IVERSON
25 Kasım 2009 Çarşamba
Devir Ekonomi Devri
Federer Uygun Adım


Türk Basketbolu'nun Gözü Aydın

Sibel'lerle Yüzümüzü Güldürüyor
24 Kasım 2009 Salı
Yılın Esprisi
"Yerinde bir karar. Yapılan hadise belli. Bu cezaların da verilmesi gayet doğal. Ama bence anormal olan bu olayın kendisi. Yani böyle bir şeyin olabilimesi bana göre şaka gibi bir hadise. Burada iki ihtimal var, bir tanesi Galatasaray kulübüne karşı yapılmış bir senaryo veya komplo olabilir. İkincisi Galatasaray kulübüne karşı yapılmadıysa bugünkü yönetimine karşı yapılmış bir olay olabilir. Bunu normal sıradan bir yanlışlık veyahut da yanlış değerlendirilerek bir yanlışlık olduğuna ben inanmıyorum.
"Adam sizi şikayet ediyor çünkü Oyak Renault baktığınız vakit bir Fenerbahçe, Beşiktaş, Karşıyaka değil. Bu takım, bu kulühp yetkilileri eğer ellerinde böyle bir bilgi gelmediyse, sufle edilmediyse ne işi var Cemal Nalga'yı Federasyon'a şikayet etmeleriyle. Buna rağmen aynı şekilde olay devam ediyor ve düşünün ki iki aya yakın bir süre 1.5 aydan fazla bir süre bu olay devam ediyor. ne bir belge, fotoğraf, çekilmiş video kamerası ne tv'de bir görüntü var. Çünkü oynanan maçlar burada Türk basınında bir veya iki satır ya çıkmıştır ya da çıkmamıştır. Hiç bir kıymeti olmayan maçlar. Kimse bilmiyor. Galatasaray - Fenerbahçe maçı oynanıyor. Fenerbahçe mağlup oluyor 24 saat sonra bütün gazete ve televizyonlarda, federasyonun elinde herkeste her türlü belge var. Fotoğraflar var, çekilmiş olan videolar var. Filmler her şey var. Peki bunlar neredeydi iki ay.”
Yani şu rezaleti bile , komploya bağlama başarısını gösterdiği için kendisini tebrik ediyorum ben...Ayrıca bir basketbolsever olarak, OYAK Renault kulübüne yönelik sarfettiği sözler nedeniyle kınıyorum kendisini. Bir de büyüklük mevzusunda kendisine tavsiyem, OYAK'ın ne demek olduğuna bir daha bakması yönünde olacaktır. Ne diyelim sayın Cansun bizi güldürdü, allah da onu güldürsün bol bol...
Dünya Kupası'ndaki Rakiplerimiz
London Finals 2009 Başladı

Tekler Group A
Roger Federer (SUI)
Andy Murray (GBR)
Juan Martin del Potro (ARG)
Fernando Verdasco (ESP)
Group B
Rafael Nadal (ESP)
Novak Djokovic (SRB)
Nikolay Davydenko (RUS)
Robin Soderling (SWE)
A Grubu :
Andy Murray 2-1 Juan Martin Del Potro
Roger Federer 2-1 Fernando Verdasco
B Grubu :
Robin Soderling 2-0 Rafael Nadal (şaşırmadım desem yalan olur)
Novak Djokovic 2-1 Nikolai Davydenko
Ayıkla Pirincin Taşını

Cemal Nalga'ya kulak verelim önce Habertürk'e verdiği röportajda ne demiş bakın:
"Soyunma odasında konunun ciddiyetinin farkında değildik. Takım arkadaşlarımla olay üzerine türlü türlü espriler yaptık. Ben Tufan’a oranla çok daha uzun ve iri olduğum için ‘O forma sana küçük gelmez mi? Üzerinde nasıl duracak?” diye takıldılar. Formanın asli sahibi Tufan’ın tepkisi ise ‘Oğlum sakın diskalifiye olup beni de yakma’ oldu. Zaten bu cümleden bile sonrasında başımıza neler geleceğinden haberdar olmadığımız net biçimde ortaya çıkıyor. Keşke o formayı giymeden önce beni bir uyaran olsaydı da başımıza tüm bunlar gelmeseydi."
Şimdi de mikrofonlarımızı Tufan Ersöz'e uzatıyoruz o da NTVSPOR'a ne demiş bakın :
"Ne yazıkki benim için çok büyük üzüntü verici bir durum. Ancak yaşanan olayla ilgili uzaktan yakından bir bağlantım yok. Olayla ilgili formada ismim yazması dışnda en ufak bağlantım yok. Ben oradaki 2 maçta da sakattım ve oynamadım. Formamın kullanılıdığı hakkında haberim ve onayım olmadı. Maçla alakalı resmi bir evrak görmüşlüğüm de yok. O maçların kağıtlarında ismim geçtiğini ben de sizden öğrendim, hiç bilgim olmadı"
Şimdi sadece kalınlaştırdığım kısımlara bakın, gerisini boşverin. Ben ilk başta ikisine de ceza verilmesine karşıydım, ama eğer federasyon bu gerekçe ile ceza veriyorsa, o gün sahaya çıkan herkese ceza vermelidir. Tufan için de söyleyecek söz bulamıyorum, kendisi beğenerek izlediğim basketbolculardan biridir. Çıkıp delikanlı gibi söyle, ben de soyunma odasındaydım hatta işi böyle dalgaya bile vurduk de. Haberim bile yoktu ki bilmem ne diye konuşmak yakışmamış Tufan'a. Son olarak da biz bu cezalara itiraz edeceğiz diyen Sayın Mehmet Helvacı'ya selamlarımı iletip, sıcağı sıcağına yaptığı açıklamada ki "Ne karar çıkarsa çıksın biz saygılıyız, kabulleniriz. Bu rezaletin izahı, affı yok" minvalinde söylediği sözleri hatırlatıyorum kendisine. Etik duruşları ceza açıklanana kadarmış sanırım. Bir de lazım olursa diye şunu öneriyorum kendisine bir göz gezdirsin...
23 Kasım 2009 Pazartesi
Nba'de Yeni Bir Türk Yıldız Doğuyor

22 Kasım 2009 Pazar
Bu Nasıl Ceza ?
Galatasaray Yönetim Kurulu Üyeliği'nden istifa eden Yiğit Şardan'a 6 ay hak mahrumiyeti ve 10 bin TL para cezası,
- Galatasaray Cafe Crown yardımcı antrenörü Mert Uyguç'a 2 yıl ve 10 bin TL para cezası,
- Galatasaray Cafe Crown Teknik Direktörü Okan Çevik'e 3 yıl hak mahrumiyeti ve 10 bin TL,
Galatasaray Cafe Crown Teknik Danışmanı Koray Mincinozlu'ya 2 yıl hak mahrumiyeti ve 5 bin TL para cezası,
- TBF Disiplin Kurulu, Cemal Nalga'ya ise 2 yıl hak mahrumiyeti ve 10 bin TL para cezası,
- Galatasaray Cafe Crown'a Fenerbahçe Ülker ile oynanan maçta çıkan olaylardan dolayı 4 maç seyircisiz oynama cezası,
- Galatasaray Cafe Crown oyuncusu Tufan Ersöz'e 4 ay hak mahrumiyeti, 5 bin TL para cezası,
- Fenerbahçe Ülker forması giyen Kinsey'e 2 maç men ve 3 bin TL para cezası verildi.
Ayrıca kupada oynadığı tüm maçlarda hükmen yenik sayıldı ve kupadan elendi...Yerine Mersin BŞB. 8'l finallere yükseldi.
Şimdi verilen cezalara elli tane yorum yapan çıkar, derdim o değil... Cemal Nalga'ya hangi gerekçe ile ceza verildi merak ediyorum, onu da geçtim Tufan'ı hangi akla mantıkla cezalandırdılar. Yahu adam Almanya'da bile değil sakatlığından dolayı... Hadi o mantıktan gidelim, bütün takıma ceza verin yahu hepsi biliyor 7 numaralı formayla Cemal'in oynadığını. Böyle saçma bir ceza hayatımda görmedim...
Fenerbahçe - Efes Pilsen maçından sonra çıkan olaylara haklı olarak 5 maç verdi federasyon. E GS - Fenerbahçe maçında çıkan olayların ondan ne farkı var. Orada niye 4 maç...Fenerbahçe maçında kendisine saldıran taraftara tekme attı Kaya. Nefs-i müdafaa di mi adama saldırı var neticede... Peki Sinan Güler ve Mario Kasun'a herhangi bir saldırı yokken, soyunma odasına doğru kaçarken, yerde Kaya ile birlikte olan taraftara attıkları tekmeler ne olacak. Şimdi kalkıp Kinsey'e olayla alakası olmayan birine yumruk attı diye 2 maç veriyosun, o zaman Sinan ve Kasun'a neden ceza vermedin demezler mi adama...Federasyon eyyamcılığın üst sınırlarında dolanmaktan başka bir şey yapmıyor. Tez zamanda, başımızdaki bu musallatın Türk basketbolundan defolmasını diliyorum ben....
Galatasaray yönetiminin ne yapacağını merak ediyorum, gerçi geçmişte olan hileleri falan da kouştuk burada ama bu olayda yönetim en azından hızlı reaksiyon verdi takdir etmek lazım. Şu kararın ardından ligde oynamak onlara bir şey katmayacaktır zaten. Ben ligden çekilme kararı alacaklarını düşünüyorum ki bu şekilde ciddi zarar gören Galatasaray ismini biraz temizlerler...
Galatasaray Düşürüldü Mü ?
Federasyonun kararını açıklamasına saatler var, dedikodular Galatasaray'ın ligden düşürüldüğü şeklinde, eğer cidden federasyon bu kararı alabiliyorsa bu basketbolumuz için milad sayılacak bir karar olur...
Rezaletin Daniskası
21 Kasım 2009 Cumartesi
Güle Güle Tanjevic
Madalya'lı Başlangıç
Silkme bölümünde yapılan kaldırışları izleme şansım oldu, Sibel Özkan 117 kg. kaldırırken inanılmaz rahattı, zaten barı yere bırakırken yaptığı hareketlerle bu benim için ne ki der gibiydi. Ancak hem Sibel hem de Nurcan'ın koparmadaki performansları bizi olası bir dubleden etti. Sağlık olsun , bir bayan olarak yapılması en zor sporlardan birinde, bu derece başarılı grafik çizen iki sporcumuz da tebrik etmek lazım....
Tanjevic The End ?
20 Kasım 2009 Cuma
RezillikTürkiye'yi Aştı
SoloBasket (İtalya)
TalkBasket.net
KrepSinis (Litvanya)
EuroBasket
SuperBasket (Yunanistan)
InterBasket
19 Kasım 2009 Perşembe
Şimdi Ne Olacak ?
Aklımın almadığı tek bir nokta var. Sabah Murat Didin için kendince haklı demiştim, şimdi düşünüyorum da, Didin'in oğlunun bile gördüğü bir sahtekarlığı kendisi nasıl görmez. Hani Cemal hakem kararıyla ihraç oldu, 1-2 maç ceza aldı gibi basit bir durum olsa haberleri yok diyeceğim. Yahu bu adam yumruk yumruğa kavga etti diğer oyuncuyla, onu geçtim o maçtan, bir maç önce de kavga ettiği için 2 teknik faulle dışarı atılmıştı. Esasen aldığı ceza 8 maçtı ama 5'e indirmişlerdi zaten. Yani bu derece büyük bir olaydan haberinin olmaması imkansız coachun. Hani yardımcısı Alman olsa anlarım, yardımcısı da Türk ve Tufan Ersöz'ün kim olduğunu da gayet iyi biliyordur. Kenarda istatistik kağıdına bakarken hiç mi farketmedin yahu... Aynı şeyler Tolga Öngören için de geçerli . Takımınızın yeni salonunun açılışı münasebetiyle maç yapılıyor , 8500 kişi var salonda. Hani bu adamların FB-GS maçında bile zor görüdkleri kadar bir seyirci hazırlık maçında. Haliyle ona göre bir ciddiyet hakimdir o maça...Sevgili Tolga Öngören'de mi farkına varmamış acaba bunu da merak ediyorum. Tüm bunların yanında bir de federasyonun ihmaleri var ki, bugüne kadar ki vukuatlarını toplasam Brezilya dizisi olur. Neyse Can Barslan'ın çizimine sağlık olayı gayet güzel özetlemiş...

Henry'nin Eli Üzerine
Rashid Ramzi'nin Madalyası
Yozlaşmanın Bu Kadarı
18 Kasım 2009 Çarşamba
Button McLaren'e , Kimi Taça
Yaratıcı Boşnaklar

"18.11.2009 RIP (Huzur İçinde Uyu ) Portekiz... Cenaze aynı gün Zenica , Bilino Polje stadından kalkacaktır. Yas Tutanlar : Dodik (Yerel bir politikacıymış Sırp asıllı ve dediklerine göre Bosna ile ilgili herşeyden nefret edermiş), FIFA, Ronaldo ve diğerleri..."
Akşama ne olur bilmiyorum. İlk maçta iki top arka arkaya direkten dönmese çok daha farklı olurdu sanırım herşey sanırım...Bütün kalbimle Bosna'lı kardeşlerimin yanındayım bu akşam, savaşın üzerlerine serdiği o ölü toprağını, o kötü etkiyi atabilmek için en büyük fırsatlardan biri geldi Bosna'ya. Umarım endüstriyel futbol denen illetin, kirli çarkları işlemez ve maç sonunda hakeden Dünya Kupası'na gider.
17 Kasım 2009 Salı
Buyur Burdan Yak
Atletizm sporda en yabancı olduğumuz branş. Hani bunu kinaye için söylemiyorum, Atletizm milli takımına bakarsanız içerisinde kaç Türk, kaç devşirme sporcu olduğunu görürsünüz. Neyse ki bu sporcularımızın başarıları bizi cidden mutlu ediyor. Elvan'ın başarılarna Dünya Şampiyonası'nda Karin Melis Mey eklenmişti. Eee ne var bundas diyeceksiniz. Efendim Melis kızımızın antrenörü GSGM'nin kadrosuna alınmayıp maaş bağlanmamış. Bu konuda kendilerine verilen sözlerin tutulmadığını öne sürüp , Türkiye adına yarışmayı bırakacaklarını açıklamışlar. İşin daha da komik olan bölümü Federasyon'un sorumlu kişilerinden -ki kendisi Melis Mey'e bronz madalya getiren atlayış sonrası Türk bayrağını veren kişidir aynı zamanda- Nihat Doker bu konuda süper bir yorumda bulunmuş...
"Melis’in kulübü Fenerbahçe. Antrenörünün maaşını da Fenerbahçe versin. Bizim kontenjanımız şu anda dolu"
Şimdi buna verilecek cevabım belliydi ama sağolsun eski Atletizm Federasyonu Başkan'larından olan şimdi FB Atletizm Şubesi sorumlusu görevinden bulunan Fikret Çetinkaya içimi okumuş resmen.
“Gelişmeleri üzüntüyle ve dikkatle takip ediyoruz. Sporcuları hiç bir varlık gösteremeyen Guillermo de la Tore, Astopkovich ve Dimitri Mindov gibi yabancı hocalar devletten maaşlarını tıkır tıkır alırken bu ülkeye madalya onuru yaşatmış bir sporcunun hocasına sözleşme yapılmıyor. IAAF’in elit antrenörler listesinde yer alan Stromenger’e bir çok ülkeden teklif var. Bu ilgisizlikten bıkar ve giderse ya Melis Mey de gider ya da moralmen biter. Bu da Türk atletizmi için büyük bir kayıp olur”
Mevzunun özü bu bir iki gün bekleyip konu hakkında kendi fikrimi daha detaylı belirteceğim. Ancak şu bir kaç gün boyunca Dünya şampiyonası sonrası kendilerine verilen köşede Elvan'a acımasızca sallayanların, Melis'e 6.93 atlarken 6.80 ile atlayıp madalya aldı diye seviniyoruz ne zaman kurutulucaz bu 2. sınıf sporculardan diye yazanların ne diyeceğini merak ediyorum.
16 Kasım 2009 Pazartesi
Yoksulluğumuz Kardeştir Bizim..
Yoksulluğumuz Kardeştir Bizim..
Vamos Bien Köy Okullarına Yardım Kampanyası
Paylaşıyoruz…
Yoksulluğunuzu,
Acılarınızı,
Özlemlerinizi,
Umutlarımızı…
Paylaşıyoruz…
Soframızdaki ekmeği,
Gelecek düşlerimizi.
Hasretlerimizi,sevgilerimizi…
Paylaşıyoruz…
Yarın yanağından gayrı her şeyi
sizlerle paylaşıyoruz…
Halkın takımı Fenerbahçemiz’in taraftarlarının oluşturduğu Vamos Bien taraftar grubu olarak taraftarlığın sadece tribünlerde olmadığını yada hep gündeme getirildiğii gibi kavga dövüş sahnelerinden ibaret olmadığını “Yoksulluğumuz Kardeştir Bizim” adıyla düzenlediğimiz Köy okullarına yardım kampanyasıyla gösteriyoruz.Taraftarız,tarafız,halkın tarafındayız,halkın yanındayız!..
Zor şartlarda yaşayan,karda kışta üşüyerek,hasta olarak,karın tipinin altında kilometrelerce yolu yürüyerek okuluna gitmeye çalışan kardeşlerimizin yaşadığı zorlukları paylaşarak azaltmak istiyoruz.Altı delik ayakkabılarının, yırtık montlarının,yamalı pantolonlarının,olmayan defterlerin, kitapların, kalemlerin yerlerine yenilerini biz koyuyoruz..
Yeni alabileceğiniz gibi evinizde yada çevrenizde bulunan kullanılmamış yada atıl durumda olan ve ihtiyaç sahibi kardeşlerimizin eksiklerini tamamlayabileceğimiz her türlü malzeme için desteğinizi bekliyoruz. Unutmayın ki Ankara’da,İstanbul’da yada Doğu’nun ücra bir yerindede olsa o köy bizim köyümüzdür ve o zorlukları yaşayanlarda bizim kardeşlerimizdir. Zorlukları alt etmenin,o çakmak çakmak gözlerin gülmesini sağlamanın yoluda paylaşmaktan geçer..
İhtiyacımız olan malzeme grupları.. (6-14 yaş arası)
1- GİYSİ
-Mont
-Kazak
-Pantolon
-Bot,ayakkabı
-vs..
2-KIRTASİYE-OKUL
-Defter
-Kalem
-Boya
-Kitap (Roman,öykü,masal,boyama,test..)
-Her tür kırtasiye malzemesi
3-OYUNCAK vs..
Yardımları Ankara ve İstanbul’da toplayacağız.Diğer illerden katılmak isteyen arkadaşlar topladıkları yardımları Ankara’da vereceğimiz bir adrese gönderebilirler.Eşyaların son toplama ve Ankara’ya gönderme tarihi 15 Ocak’tır.Topladığımız eşyaları Şubat ayı ortasından itibaren bir heyetle birlikte Muş,Van ve Ordu’da belirlediğimiz 4 ayrı okula götüreceğiz.Göndereceğiniz eşyaların kullanılmayacak kadar eski olmamasına dikkat edelim.
http://www.vamosbien.org/index2.php/?p=466
Yardımcı olmak isteyenler burası aracılığıyla bana da ulaşabilirler.
Nereye Gidiyoruz
Basketbolu konuşmak isterdim ama konuşamıyorum. Önce taraftarlar birbirlerine küfür ediyordu, sonra salon içinde birbirleriyle dalaşmaya başladılar, sonra rakip takım taraftarları alınmadı salonlara. Bu belki biraz keser dedik ama bu sefer de salonda tek taraf olan ev sahibi taraftarlar oyunculara küfürler yabancı maddeler yağdırmaya başladı, o da yetmedi geçen yıl Fenerbahçe - Efes serisinde sahaya taraftar daldı... Maç bitiminde olan bir olay , 5 maç ceza ile kapatıldı. Ve düne geldik , maç uzatmaya gitmiş Galatasaray takımının oyuncuları cidden inanılmaz mücadele verdiler iyi oynadılar , ama birden bire bir bayan'ın yaptığı el hareketini bahane gösteren taraftar güruhu sahaya ne bulursa atmaya başladı... Tamam hadi tahrik etti seyirciyi eyvallah, bu mudur yani taaa karşı pota arkasından sahaya girip noluyoruz yahu diye sağa sola bakınan Kinsey'e arkadan gelip vurmanın , bu bayanın yaptığı tahrikle ne alakası var. Bu olaylar bitmiyor böyle giderse de bitmeyecek , ikinci yarıdaki maçta da aynısını Fenerbahçe taraftarları yapacak çünkü. Bu işin sonu nereye varacak bilmiyorum, ama protokol tribününde üzerinde Fenerbahçe forması olan 8 yaşındaki çocuğa bile tahammül edilemez hale gelinmişse, buraya artık üst seviye müdahele şarttır. Ben Fenerbahçe'liyim, üstelik koyu da bir taraftarım... Nasıl geçen yıl Efes maçında olanlara lanet okuduysam , dün olanlara da okuyorum çünkü ben aynı zamanda bir basketbolseverim, benim gibi koyu bir taraftar bile bu olanlara böyle bakabiliyorsa, yönetici sıfatıyla orada duran kişiler de haklarını versinler. "Bizden özür dilemediler ki biz dileyelim"," eee canım geçen yıl Efes maçında olanların yanında bu ne ki", ya da aaa ben ilk kez görüyorum benchteki oyuncuya saldırıldığını diyerek yöneticilik olmaz. Bunun adı şarlatanlıktır, madrabazlıktır... Bu lafları kimin dediği önemli değil, ister başkan olsun, ister sorumlu idareci, olsun isterse kulüpte dış kapının mandalı olsun. Herkes şapkasını önüne koyacak düşünecek... Bu işin sonunda bir oyuncu sahada yaralanacak, eğer o oyuncu yabancılardan biri olursa başımıza neler gelir acaba bunu tahmin edebilme projeksiyonuna sahip mi yöneticilerimiz. 28 Kasım'da Abdi İpekçi'de bir derbi daha var, bu sefer bayanlar liginde. O maçta olabilecek en ufak bir olayın nelere gebe olduğunu anlayan kaç yönetici var merak ediyorum şu an cidden, Gidişat iyi değil aklı selim insanların olaya el koyması lazım...
12 Kasım 2009 Perşembe
Coach Kıyım Sezonu Açıldı
New Orleans Hornets Byron Scott'ın görevine son verdiğini açıkladı. Hocanın kovulmasından daha ilginç olan GM Jeff Bower'ın Head Coach olarak atanması oldu. Bu sezon Coach kıyımına biraz erken başladılar sanki. Bu arada oyunculardan ilk tepkiyi de Kevin Durant verdi. Twitter'ına onu ok iyi bir insan ve coach olduğunu bunu duyduğuna üzüldüğünü yazmış. Belki bir gün yolları kesişir ne diyelim.
11 Kasım 2009 Çarşamba
Süreyya The End
Çok büyük umutlarımız vardı. Ama nedense pistte yaptıkları ile değil , yapamadıkları ile hep gündemde kaldı. 2004'de ilk kez dopingli çıktığında olabilir dedik her sporcu hata yapar dedik...2007'de yaptığının ise ne uluslararası arenada ne de vicdanlarda yeri yoktu. Bildirdiği yerde olduğu halde yok erkek var yok bilmem ne vs. diye idrar numunesi vermemek demek direkt dopingli olduğunu kabul etmek demektir. Anadolu insanı merttir, dürüsttür ama bir o kadar da kandırılması kolaydır. Süreyya'yı kimler ne ile kandırdı bilemiyorum ama yönetmelikler çok açıktı o numuneyi vermemesinin cezası 4 yıl değil ömür boyu mendi. WADA ve IAAF'in bu konularda kimseye ayrıcalık tanımadığı biliniyordu. Ah be Süreyya kim girdiyse aklına git ona ağla şimdi, Justin Gatlin gibi itiraf etsen doping yaptığını belki de 4 senelik ceza ile kurtulacaktın. Ama sen birilerinin dolduruşu ile sürekli inkar ettin , şimdi CAS cezayı olması gereken yere çekti ve seni ömür boyu men etti. Ne diyelim yeni nesil atletlerimize ders olsun bu durum. Umarız yeni Süreyyalar yetiştirip böyle yeteneksiz kişilerin elinde harcanmasını izlemeyiz ilerde.
Burda Bir Yanlış Var Ama
"MHK üyesi ve aynı zamanda Genel Sekreteri Bülent Özgirgin imzalı ve Türkiye'deki tüm hakemlere ulaşan maili görenler, okuduklarına inanamadı. Özgirgin'in gönderdiği mailde, 'BEKO Basketbol Ligi'nde bir takıma karşı objektif karar verme ve yönetme anlayışı ile bağdaşmayan yönetim gösterilmiştir. Bu nedenle Erşan Kartal (FIBA), İsmail Aydın ve Zafer Yılmaz, beş hafta görev alamayacaklardır' ifadeleri yer alıyor. Dinlendirilen hakemlerle ilgili kararların diğer hakemlere de mail atılması basketbolda bir gelenek. Ancak bu tür ifadelere ise ilk kez rastlanıyor. Bu mail gönderilmeden önce MHK Başkanı Metin Şahin'in hakem üçlüsünü arayarak, maildeki ifadeleri bizzat kendilerine söylediği öğrenildi."
Akşam gazetesinde çıkan haberin en can alıcı bölümünü kopyaladım. Mevzu bahis olan maç Efes Pilsen'in son çeyrekteki oyunuyla kazandığı Banvit maçı... Şimdi derdim hiçbir takımın galibiyetini gölgelemek sahada verdiği mücadeleyi akıttığı teri aşağılamak değil onu peşin peşin söyleyeyelim. Benim buradaki tek derdim federasyonla. Şimdi sen "Bir takıma karşı objektif karar verme ve yönetme anlayışı ile bağdaşmayan yönetim gösterilmiştir" gerekçesi ile hakemini kızağa çekiyorsun. Bu gerekçe aleni bir şekilde hakeme maçı sattın demektir. Hakem kötü performans verebilir, yetersiz kalabilir bu tip durumlarda kızağa çekersin. Ancak aleni bir şekilde maçtaki yönetimlerinin taraflı olduğunu iddia ettiğin hakemlere 5 maç ceza vermekte neyin nesidir. 5 maçta hidayete erip doğru kararlar mı vermeye başlayacak bu adamlar. Ya da böyle bir şüphenin bedeli 5 maç mı olmalıdır. Yani Avrupa'nın herhangi bir yerinde olsa bu adamların hakemlik hayatı biterdi muhtemelen. Şimdi yarın öbür gün bu hakeme FIBA nasıl görev versin peki... Neresinden bakarsan bak saçma ve çok tartışılacak karar.. Aynı doping olayındaki gibi kimin yaptığı belli, yapan kişi nasıl olduğunu açıklayamıyor bile ama, nev-i şahsına münhasır sebeplerle biz uygun gördük cezası 1 yıldır diyebiliyor federasyon...Burda da hakemlerin aleni şekilde maçı taraflı yönettiğini amiyane tabiriyle maçı sattığını yazıyorsun ama bunun cezası 5 maç oluyor. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu ey Federasyon....
10 Kasım 2009 Salı
Mr. Sky Hook vs. Lösemi
O'nu Anmak ve Anlamak

Ulu Önder'in ölüm yıldönümü. Az önce saat 09:05'te Boğaz Köprüsü'nde duran araçların videosunu izledim. Aslında umudum gittikçe azalıyordu, gittikçe duyarsızlaşıyoruz bu duruma gibi geliyordu biraz olsun içim ferahladı o görüntüleri izleyince. Çok şey söylemeye gerek yok Ulu Önder'in iki değerli sözü size ışık olsun...
"İktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"
"Cumhuriyetimiz öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. İcabında müesseselerimizi müdafaa için lâzım olanı yapmağa hazırız.."
Safin'in Veda Turu
9 Kasım 2009 Pazartesi
Nereye Kadar
Coaching olarak en beğenmediğim, ancak genç oyuncuları alıp kendilerine güvenen birer oyuncu hatta potansiyeli olanları yıldıza dönüştürebilen biri olarak da saygı duyduğum biri isim Bogdan Tanjevic. Standart Yugoslav ekolünde olduğu gibi yıldızlarla oynamayı sevmeyen, yıldız bile olsa onları kendi sistemine monte etmeye çalışan bir hocadır. Aslında kendi sistemleri içerisinde yıldızları yetiştirerek o sistemin devamlılığını sağlıyor Yugoslavlar yıllardır. Tanjevic'in de yapmaya çalıştığı bu yıllardır. Milli takımda olsun Fenerbahçe'de olsun buna çabalıyor. Şimdi geçmişe bakarsak Milli Takım başarılı değil dersek büyük ayıp olur. Artık Avrupa'nın önde gelen takımlarından biriyiz, Yerimizin 6-8 arasında olduğunu söylersek yanlış olmaz. Peki mevcut kadro ile bundan fazlasını yapmak mümkün mü? gayet mümkün bence. Yıllardır oyuncu seçimleriyle eleştirilen Tanjevic, artık maç içinde yaptıkları ile de eleştiriliyor. Roma'ya geçiş olayının direkten dönmesi kendisine bayağı hasar verdi sanırım. Fenerbahçe'de inanılmaz işlere imza atıyor bu sene cidden. Dün son bombasıyla bitirdi beni zaten. Son 2 dk. da konsantrasyon kaybı etkilemiş mağlubiyeti. Yahu son 2 dk. da mola bile almayan da sensin hoca nasıl olacak bu iş... Fenerbahçe taraftarı Aydın Örs'ün gönderilişinden dolayı zaten kırgındı , artık bu iş ayyuka çıktı salona bile gelmez oldular. Kimsenin taraftara kızmaya hakkı yok. Şu takım Euroleague'de ilk turda elendiği sene bile 4000 seyirci ortalamasına oynuyordu. Hedef 2010 ile yola çıkıldı 4 senedir şimdi 2010'a geldik görünen o ki Fenerbahçe Ülker patladı , 3 yıl önce Montepaschi Siena ile çeyrek final oynayan takımdan eser yok ki aslında hedefe göre o takımın bu yıl gelişimini tamamlayıp Final Four adaylarından biri olması gerekiyordu. Bakalım Milli Takım'da ne şekil olacak bu 2010 palavrası...
8 Kasım 2009 Pazar
Formalar Yerine Ulaştı

Mensubu omaktan gurur duyduğum Fenerbahçe Taraftar Topluluğu VAMOS BIEN çk hoş bir dfüşünce ile Fenerbahçe Spor Kulübü'nün Kombine Kart alana taraftarlarına verdiği hediye formaların hepsini çocuk beden alarak Doğu Anadolu'dan bize ulaşan bir öğretmen kardeşimizin okuluna gönderdi. Vamos Bien ana sayfasında olabilecek en güzel şekilde anlatılmış olay, daha da söze gerek yok. Emeği geçenlere milyonlarca kere teşekkür ediyorum.
7 Kasım 2009 Cumartesi
WADA Acımadı
Bu senenin en dikkat çekici performansına sahip tenisçilerinden biri olan Yanina Wickmayer, WADA'nın sporcuların bulundukları yeri bildirmeleri zorunluluğu kuralına uymadığı için 1 yıl tenisten men ceza aldı. Gerçi kendisi Bali'de yapılan sezon sonu şampiyonasındaydı ama WADA çözememiş demek ki uzak geldi herhalde. Wickmayer'in basın sözcüsü cezaya itiraz için CAS'a gidebileceklerini söyledi ancak, Doktoru bunun uzun ve maliyetli bir süreç olacağını düşünüyorum diye karşı açıklama yaptı. Bakalım zaman ne gösterecek ancak WADA'nın bazı konuları gözden geçirmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Sabahın 7'sinde otel odasına girmeler, attığı adımın hesabını sormalar falan bunların biraz abartıldığını daha medeni ve insani yöntemlerle de doping kontrolü yapılabileceğini düşünüyorum. Bu gidişle WADA gözlemcilerini MOSSAD, CIA falan eğitecek çünkü.
5 Kasım 2009 Perşembe
Olimpiyat İçin Domuz Gribi Alarmı
Vnacouver 2010 Kış Olimpiyatlarına Ev sahipliği yapacak. Domuz gribinden etkilenen organizadyonlardan biri olmamak için organizasyon komitesi şimdiden tüm katılımcıları uyarmaya başladı. Komite sporcuların Vancouver'a gelmeden en az 14 gün önce aşı yaptırmalarının kendileri için iyi olacağı tavsiyesinde bulunmuş. Bilindiği gibi aşı 14 gün içinde vücudun tamamına yayılarak tam bir koruma sağlayabiliyor.
Yankees Şampiyon
Çekilen Çekilene

Toyota takımı F1'den çekilme kararı almıştı, şimdi Renault takımında da ciddi ciddi bu olasılık düşünülmeye başlandı. Her ne kadar yönetim kurulu yıl sonuna kadar bekleyip ona göre karar alacağız dese de F1!in gedikli takımlarının birer birer pistlerden çekilmesi hiç de hoş olmuyor açıkçası
4 Kasım 2009 Çarşamba
Huzurlarınızda Şimşek Bolt
Tarihe Tanıklık Etmek
Bu arada skorbordun 39 sayıya kadar çalışması da günün komik ayrıntısıydı eskiden belli bir fiyata kadar fiş kesen yazar kasalar vardı, ona benzemiş yani bu skorbord işi. Hayır iki haneli bir skorbordda neden limit 99 değil de 39 onu çözemedim cidden.
3 Kasım 2009 Salı
Ne Olacak Bu Federasyonun Hali

Bulaşmayayım diyorum, yazmayayım diyorum, sonra yahu zaten sen Fenerbahçe'lisin ondan böyle yazıyorsun diyorlar. Voleybol Federasyonu dün aniden Disiplin yönetmeliğinde değişikliğe gitti ve salonlardaki küfür içeren tezahüratlara ya da sahaya yabancı madde atarak oyuna müdahele edilmesine ağır cezalar getirdi. Esasen çok yerinde bir değişiklik olduğunu düşünüyorum ben, gerçekten salonlara yakışmayan görüntüler bunlar...Gerçi bu tip görüntüleri senede en fazla 2-3 maçta yaşıyoruz ama olsun...İşin ilginç tarafı bu değişikliğin gergin geçmesi beklenen Fenerbahçe - Arkas kupa maçının hemen öncesine denk gelmesi. Yani bunca haftadır nerdeydiniz diye sorarlar adama çünkü bu olaylar geçen yıldan beri devam ediyor. İkinci konu küfür ve hakaretin her türlüsüne cezai yaptırım uygulanmalıdır. Yani sözüm size sayın federasyon yetkilileri, bir kulübün basın sözcsüsü sırf babası başka bir kulüpte idareci diye maçlarını anlatan spikere dönüp dönüp küfür ederken bu kurallar geçerli olmuyor mu ? Ya da mesela yarın Fenerbahçe'li bir yönetici Arkas'lı idarecilere ağzına geleni söylese ne yapacaksınız uygulama olarak? He pardon sırf web sitesinden açıklama yaptılar diye yazın 1 aylık hak mahrumiyeti cezası verende sizdiniz di mi ? Allah Türk Voleybolunu sizin gibilerden kurtarır bir an önce inşallah, bu ülkedeki voleybol potansiyeli sizin gibi beceriksiz ellerde körelmeyi hak etmiyor çünkü...
2 Kasım 2009 Pazartesi
Barrichello Williams'ta
Basketbol Adına Üzücü Kayıplar
FIBA'nın sitesinde okuyunca inanamadım cidden, Fransa'nın gelecekteki en büyük yeteneklerinden biri olarak gösterilen Jonathan Bourhis geçirdiği trafik kazasında vefat etmiş. Daha 19 yaşında olan bu genç yetenekli kardeşimizin ölümü Fransız basketbolunu cidden şoka soktu. Bu yaz başında kulübüyle ilk profesyonel sözleşmesini imzalayan Bourhis'in ölümüne ben de çok üzüldüm cidden.
Gelelim ikinci şok ölüm vakasına. Bayana basketbolunu çok daha severek takip ettiğimi belirtmiştim, işte bunda bir numaralı etkenlerden biri de Spartak Moskova takımıydı. Bu takımın yaratıcısı Shabtai Kalmanovich bugün Moskova'da vurularak öldürülmüş. Gerçi kendisinin eski KGB ajanı olduğu biliniyor bu sebeple kim neden vurdu diye düşünmek çok da mantıklı değil elbet bir hesap vardır diyorum. Ama cidden bayan basketbolu açısından çok büyük bir kayıp oldu bu ölüm.

2009'un Kraliçesi Serena
