26 Kasım 2009 Perşembe

Nadal Serbest Düşüşte

ATP World Tour Final serisinde, dünyanın 2 numarası Rafael Nadal turnuvaya veda etti. Davydenko'ya 2-0 yenilerek turnuvaya veda eden Nadal'daki düşüş devam diyor. Beni şaşırtan ise diğer maçın sonucu oldu. Çekişmeli geçmesini beklediğim maçta ilk set bu beklentimi karşılamıştı. Tam harika bir ikinci set beni bekliyor derken , Djokovic'in inanılmaz etkisiz oyunu şaşırttı beni. Yani 6-1 ile set kaybedeceğini düşünmüyordum. Soderling bu galibiyetle Davydenko'yu ateşe attı, son maçlar öncesinde bir üst turu da garantilemiş oldu.

Bir Iverson Geçti Parkelerden

Allen Iverson emekliliğini açıklamış. Üzerine yorum dahi yapılamayacak kadar harika bir mektupla hem de. Tam metni aşağıda , ötesini de konuşmaya gerek yok zaten...

"NBA’den emekliliğimi açıklıyorum. Hayatım boyunca basketboldan ancak takımıma alıştığım şekilde yardım edemeyeceğim zaman emekli olacağımı düşünürdüm. Ancak durum böyle olmadı.

Hâlâ basketbolu çok seviyorum, oynama isteğim var ve çok iyi de oynayabilirim. En üst seviyede oynayabileceğimden eminim.

Emekliliğim sayesinde eşim ve çocuklarımla daha çok vakit geçirme şansım olacak. Bu parkede kazandığım her şeyden daha da büyük bir ödül. Hep bugün için dua etmiştim ve bu anı hayatımın en büyük hediyesi olarak görüyorum.

Reebok çalışanlarına iniş çıkışlara dolu kariyerimin her döneminde beni destekledikleri için çok teşekkür ediyorum. NBA’de 13 harika sezon geçirdim ve buna minnettarım.

Dünyanın her yerindeki taraftarlarıma, tüm kariyerim boyunca benimle oldukları için teşekkür ediyorum. Siz olmasaydınız ben de olmazdım. Bana verdiğiniz desteği kalbimin derinliklerinde hissettiğimi bilmeniz gerekiyor. Teşekkür ederim.

Michael Jordan, Magic Johnson, Isiah Thomas, Charles Barkley ve Larry Bird... Sizler bana vizyon ve sonsuza dek kalbimde yer alacak basketbol sevgisini kazandırdınız.

Her gün basketbol oynamam için beni cesaretlendiren ve bana ilham veren annem, tüm ailem ve en başından bu yana yanımda olan arkadaşlarım. Teşekkür ederim.

Lisedeki antrenörüm Michael Bailey, Georgetown Üniversitesi’ndeki antrenörüm John Thompson, Larry Brown ve diğer antrenörlerim, takım arkadaşlarım, yöneticilerim, patronlarım ve kariyerimin bir parçası olan tüm çalışanlar. Sizlere de teşekkür ederim.

Memphis halkına da özel olarak teşekkür etmek istiyorum. Grizzlies’teyken iç sahada hiç maç yapamadım, ancak muhteşem takım sahibiniz Michael Heisley’nin bana verdiği fırsatı ve şehrin desteğini unutmam mümkün değil. Memphis Grizzlies organizasyonuna başarılar diliyorum.

Ve son olarak Philadelphia şehri... Sixers formasıyla harika anılarım var. Tüm Philly taraftarları, sizlere teşekkür ediyorum. Sesiniz kulağımda bir müzik gibi yankılanacak...

Tanrı hepinizi korusun;

ALLEN IVERSON

25 Kasım 2009 Çarşamba

Devir Ekonomi Devri

Federer Uygun Adım

ATP World Final'ın Londra ayağı tam gaz devam ediyor. Dün tekler A grubu ikinci maçlar oynandı. Federer Murray'ı 2-1 ile geçerken , mini bir derbi niteliğinde olan Verdasco - Del Potro maçından galip ayrılan taraf 2-1'le Arjantin (Del Potro) oldu. Puan tablolarını aşağıya ekliyorum. Çiftlere pek değinmedik ama orda da Bryan kardeşler dolu dizgin devam ediyor yoluna. Günün programında ise B grubundan iki nefis mücadele var. İlk günün mağlupları ve galipleri birbiriyle oynuyor bugün. Nadal - Davydenko ve Djokovic-Soderling. Özellikle Djokovic - Soderling maçının ciddi bir mücadeleye sahne olmasını bekliyorum ben. Tenisseverler için izlemesi keyifli olacaktır.



Türk Basketbolu'nun Gözü Aydın

Kendisi hakkındaki hislerimi saklama gereği duymuyorum. Ve kendisinden nefret etme sebebim kesinlikle Fenerbahçe'li olmamla alakalı değil. Ki öyle olsa aynı Yıldırım Demirören gibi onun da ömür boyu bulunduğu görevde kalmasını temenni ederim şahsen. Ancak maç kaybettiler diye oyuncularına küfürler edip, su şişesi fırlatacak kadar, sezon devam ederken en büyük rakibinin coach'unu ayartmaya çalışacak kadar ve tribünlere el kol hareketi çekmekte sakınca görmeyen ama kendi sahasında olaylar çıkınca da "e ordaki bayan, bizim taraftarı tahrik etti" diyebilecek kadar yüzsüz biridir kendisi. Her neyse kendisinin istifa haberine en çok sevinen kitlenin, GS taraftarları olması her şeyi açıklıyor zaten. Şahsen en haz etmediğim yönetici tipidir kendisi ki bunun ikinci örneği de Mahmut Uslu'dur. Ondan da hiç hazetmem, hatta al birini vur ötekine benim gözümde. Bu vesileyle istifasının Türk Basketbolu için hayırlı olmasını temenni ediyorum. Darısı bu ülke basketbolunun sırtındaki diğer kamburların da başına diyorum...

Sibel'lerle Yüzümüzü Güldürüyor

Dünya Halter Şampiyonası devam ediyor, tabi bu güzel şampiyonayı TRT farkı ile izlemek isteyenler sabah televizyonu açtıklarında karşılarında TRT GAP yayınını görüyorlar. Neyse allahta İstanbul'da oturuyorum ve Kablo TV aboneliğim var, çok şükür Eurosport'ta Kablo TV'de yayın yapıyor... Bu sayede sporcularımızın yarışmasını canlı canlı izleme fırsatı buluyoruz. Eurosport spikerlerinin o muhteşem anlatımının da hakkını verelim. Yahu kızımız orda bir gümüş bir bronz almış sen neden bahsediyorsun da diyebilirsiniz. Ya da aaa bizim sporcumuz mu vardı orda da diyebilmeniz muhtemel. 63 kg bayanlarda nefes kesen bir mücadele izledim. Cidden 6-7 tane birbirine denk sporcu vardı. Sibel Şimşek koparmada 108 kilo, silkmede ise 135 kilo kaldırarak, toplamda 243 kg'a ulaştı. Bu sonuçlarla Sibel Şimşek silkmede tartı avantajı ile gümüş toplamda ise bronz madalya kazandı. Silkmede ise günün en cesaretli sporcusu ödülünü Kazak Maiya Maneza'ya verdik. Zaten o da bu cesaretinin ödülünü silkme ve toplam'da altın madalya kazanarak almış oldu. Özellikle silkmede yaptığı 141 kg'lık derecesi takdire şayandı. Gerçi bir takdire şayan harekette o kaldırıştan sonra, antrenörünün yaşadığı sevinçti. Ki bununla ilgili foto aşağıda mevcut, bu gördüğünüz gösterdiği sevinç hareketlerinin 1/10'u desem yeridir.


24 Kasım 2009 Salı

Yılın Esprisi

Malum 2009 yılı sona ermek üzere. Önümüzdeki ay içerisinde bir sürü almanakvari zımbırtı çıkar ortaya,yılın en güzel hedesi hödösü gibilerinden diyelim. Ancak bu sabah Radyospor'a konuşan Mehmet Cansun açık ara yılın en komik esprisini yapmıştır tarafımca. Cem Yılmaz halt etmiş yanında yani...Bakın ne demiş Sayın Cansun

"Yerinde bir karar. Yapılan hadise belli. Bu cezaların da verilmesi gayet doğal. Ama bence anormal olan bu olayın kendisi. Yani böyle bir şeyin olabilimesi bana göre şaka gibi bir hadise. Burada iki ihtimal var, bir tanesi Galatasaray kulübüne karşı yapılmış bir senaryo veya komplo olabilir. İkincisi Galatasaray kulübüne karşı yapılmadıysa bugünkü yönetimine karşı yapılmış bir olay olabilir. Bunu normal sıradan bir yanlışlık veyahut da yanlış değerlendirilerek bir yanlışlık olduğuna ben inanmıyorum.

"Adam sizi şikayet ediyor çünkü Oyak Renault baktığınız vakit bir Fenerbahçe, Beşiktaş, Karşıyaka değil. Bu takım, bu kulühp yetkilileri eğer ellerinde böyle bir bilgi gelmediyse, sufle edilmediyse ne işi var Cemal Nalga'yı Federasyon'a şikayet etmeleriyle. Buna rağmen aynı şekilde olay devam ediyor ve düşünün ki iki aya yakın bir süre 1.5 aydan fazla bir süre bu olay devam ediyor. ne bir belge, fotoğraf, çekilmiş video kamerası ne tv'de bir görüntü var. Çünkü oynanan maçlar burada Türk basınında bir veya iki satır ya çıkmıştır ya da çıkmamıştır. Hiç bir kıymeti olmayan maçlar. Kimse bilmiyor. Galatasaray - Fenerbahçe maçı oynanıyor. Fenerbahçe mağlup oluyor 24 saat sonra bütün gazete ve televizyonlarda, federasyonun elinde herkeste her türlü belge var. Fotoğraflar var, çekilmiş olan videolar var. Filmler her şey var. Peki bunlar neredeydi iki ay.

Yani şu rezaleti bile , komploya bağlama başarısını gösterdiği için kendisini tebrik ediyorum ben...Ayrıca bir basketbolsever olarak, OYAK Renault kulübüne yönelik sarfettiği sözler nedeniyle kınıyorum kendisini. Bir de büyüklük mevzusunda kendisine tavsiyem, OYAK'ın ne demek olduğuna bir daha bakması yönünde olacaktır. Ne diyelim sayın Cansun bizi güldürdü, allah da onu güldürsün bol bol...

Dünya Kupası'ndaki Rakiplerimiz

Voleybol Bayanlar Dünya Kupası kuraları çekildi. Gelecek yıl Japonya'da 16. kez düzenlenecek Dünya Bayanlar Voleybol Şampiyonası 29 Ekim - 14 Kasım tarihleri arasındaolacak. Rakiplerimize gelince yazasım gelmiyor valla. Çin, Rusya, Güney Kore, Dominik Cumhuriyeti ve Kanada rakilerimiz. Hani şurda Kanada yerine İtalya ya da Amerika olsa , FIVB'de bu grubu lider bitireni doğrudan şampiyon ilan ediyorum dese, kimse itiraz etmez. Buna göre değerlendirebilirsiniz grubumuzu. Hayırlısı olsun, 1 sene var çok şey değişir 1 sene içerisinde. Ama çok zorlu bir gruba düştüğümüz kesin.

London Finals 2009 Başladı

Teniste sezonun kapanış galası olan ATP World Tour London Finals başladı. Gruplar aşağıdaki gibi

Tekler

Group A

Roger Federer (SUI)
Andy Murray (GBR)
Juan Martin del Potro (ARG)
Fernando Verdasco (ESP)

Group B

Rafael Nadal (ESP)
Novak Djokovic (SRB)
Nikolay Davydenko (RUS)
Robin Soderling (SWE)

İlk iki günün sonuçlarını da verelim hemen,

A Grubu :
Andy Murray 2-1 Juan Martin Del Potro
Roger Federer 2-1 Fernando Verdasco

B Grubu :

Robin Soderling 2-0 Rafael Nadal (şaşırmadım desem yalan olur)
Novak Djokovic 2-1 Nikolai Davydenko

Ayıkla Pirincin Taşını

Malum skandal sonrası, açıklama açıklama üstüne geliyor. Benim tuhafıma giden iki açıklama var ama. Biri Tufan'ın, biri de Cemal'in...Şimdi oldu ki gazeteci arkadaşlar bu açıklamaları uydurduysa -ki Tufan'ın röportajı NTVSPOR'da videosu bile var o uydurma olamaz. Zaten böyle bir şey olsa resmi site aracılığı ile yalanlama da gelirdi bence...Buyrun pirincin taşını ayıklamaya

Cemal Nalga'ya kulak verelim önce Habertürk'e verdiği röportajda ne demiş bakın:

"Soyunma odasında konunun ciddiyetinin farkında değildik. Takım arkadaşlarımla olay üzerine türlü türlü espriler yaptık. Ben Tufan’a oranla çok daha uzun ve iri olduğum için ‘O forma sana küçük gelmez mi? Üzerinde nasıl duracak?” diye takıldılar. Formanın asli sahibi Tufan’ın tepkisi ise ‘Oğlum sakın diskalifiye olup beni de yakma’ oldu. Zaten bu cümleden bile sonrasında başımıza neler geleceğinden haberdar olmadığımız net biçimde ortaya çıkıyor. Keşke o formayı giymeden önce beni bir uyaran olsaydı da başımıza tüm bunlar gelmeseydi."

Şimdi de mikrofonlarımızı Tufan Ersöz'e uzatıyoruz o da NTVSPOR'a ne demiş bakın :

"Ne yazıkki benim için çok büyük üzüntü verici bir durum. Ancak yaşanan olayla ilgili uzaktan yakından bir bağlantım yok. Olayla ilgili formada ismim yazması dışnda en ufak bağlantım yok. Ben oradaki 2 maçta da sakattım ve oynamadım. Formamın kullanılıdığı hakkında haberim ve onayım olmadı. Maçla alakalı resmi bir evrak görmüşlüğüm de yok. O maçların kağıtlarında ismim geçtiğini ben de sizden öğrendim, hiç bilgim olmadı"

Şimdi sadece kalınlaştırdığım kısımlara bakın, gerisini boşverin. Ben ilk başta ikisine de ceza verilmesine karşıydım, ama eğer federasyon bu gerekçe ile ceza veriyorsa, o gün sahaya çıkan herkese ceza vermelidir. Tufan için de söyleyecek söz bulamıyorum, kendisi beğenerek izlediğim basketbolculardan biridir. Çıkıp delikanlı gibi söyle, ben de soyunma odasındaydım hatta işi böyle dalgaya bile vurduk de. Haberim bile yoktu ki bilmem ne diye konuşmak yakışmamış Tufan'a. Son olarak da biz bu cezalara itiraz edeceğiz diyen Sayın Mehmet Helvacı'ya selamlarımı iletip, sıcağı sıcağına yaptığı açıklamada ki "Ne karar çıkarsa çıksın biz saygılıyız, kabulleniriz. Bu rezaletin izahı, affı yok" minvalinde söylediği sözleri hatırlatıyorum kendisine. Etik duruşları ceza açıklanana kadarmış sanırım. Bir de lazım olursa diye şunu öneriyorum kendisine bir göz gezdirsin...

23 Kasım 2009 Pazartesi

Nba'de Yeni Bir Türk Yıldız Doğuyor

Aslında biraz daha beklemekte fayda var diye düşündüm ama , Ersan kısa sürede kendisini coach Scott Skiles'a kabul ettirdi. Avrupa'da geçirdiği iki sezonun ona katkısı çok fazla olmuş bu kesin. 10,5 sayı 7,1 ribaund ortalaması ile Bucks'ın ilk 5'ine iyice yerleşiyor Ersan. İstatistikler kağıt üzerindedir.Zaten onu ilk 5 oyuncusu yapan oyun içind eyaptığı doğru hamleler, hem hücumda yaptığı doğru pas & şut tercihleri hem de savunma gayreti, ribaunda katkısı gibi sebeplerle Skiles'a güven veriyor Ersan. Yeteneklerinden kuşkumuz yoktu zaten, böyle giderse Hido ile kapışacak bir kariyere sahip olu kanısındayım... Kendisi için en güzel lafı ABD'li spiker söylemişti zaten Denver maçında (17 sayı, 8 Rib.) " He looks like Hannibal Lecter (yüzündeki maskeden dolayı), bu he is playing like Larry Bird tonight"....

22 Kasım 2009 Pazar

Bu Nasıl Ceza ?

Önce verilen cezaları yazalım...

Galatasaray Yönetim Kurulu Üyeliği'nden istifa eden Yiğit Şardan'a 6 ay hak mahrumiyeti ve 10 bin TL para cezası,

- Galatasaray Cafe Crown yardımcı antrenörü Mert Uyguç'a 2 yıl ve 10 bin TL para cezası,

- Galatasaray Cafe Crown Teknik Direktörü Okan Çevik'e 3 yıl hak mahrumiyeti ve 10 bin TL,

Galatasaray Cafe Crown Teknik Danışmanı Koray Mincinozlu'ya 2 yıl hak mahrumiyeti ve 5 bin TL para cezası,

- TBF Disiplin Kurulu, Cemal Nalga'ya ise 2 yıl hak mahrumiyeti ve 10 bin TL para cezası,

- Galatasaray Cafe Crown'a Fenerbahçe Ülker ile oynanan maçta çıkan olaylardan dolayı 4 maç seyircisiz oynama cezası,

- Galatasaray Cafe Crown oyuncusu Tufan Ersöz'e 4 ay hak mahrumiyeti, 5 bin TL para cezası,

- Fenerbahçe Ülker forması giyen Kinsey'e 2 maç men ve 3 bin TL para cezası verildi.

Ayrıca kupada oynadığı tüm maçlarda hükmen yenik sayıldı ve kupadan elendi...Yerine Mersin BŞB. 8'l finallere yükseldi.

Şimdi verilen cezalara elli tane yorum yapan çıkar, derdim o değil... Cemal Nalga'ya hangi gerekçe ile ceza verildi merak ediyorum, onu da geçtim Tufan'ı hangi akla mantıkla cezalandırdılar. Yahu adam Almanya'da bile değil sakatlığından dolayı... Hadi o mantıktan gidelim, bütün takıma ceza verin yahu hepsi biliyor 7 numaralı formayla Cemal'in oynadığını. Böyle saçma bir ceza hayatımda görmedim...

Fenerbahçe - Efes Pilsen maçından sonra çıkan olaylara haklı olarak 5 maç verdi federasyon. E GS - Fenerbahçe maçında çıkan olayların ondan ne farkı var. Orada niye 4 maç...Fenerbahçe maçında kendisine saldıran taraftara tekme attı Kaya. Nefs-i müdafaa di mi adama saldırı var neticede... Peki Sinan Güler ve Mario Kasun'a herhangi bir saldırı yokken, soyunma odasına doğru kaçarken, yerde Kaya ile birlikte olan taraftara attıkları tekmeler ne olacak. Şimdi kalkıp Kinsey'e olayla alakası olmayan birine yumruk attı diye 2 maç veriyosun, o zaman Sinan ve Kasun'a neden ceza vermedin demezler mi adama...Federasyon eyyamcılığın üst sınırlarında dolanmaktan başka bir şey yapmıyor. Tez zamanda, başımızdaki bu musallatın Türk basketbolundan defolmasını diliyorum ben....

Galatasaray yönetiminin ne yapacağını merak ediyorum, gerçi geçmişte olan hileleri falan da kouştuk burada ama bu olayda yönetim en azından hızlı reaksiyon verdi takdir etmek lazım. Şu kararın ardından ligde oynamak onlara bir şey katmayacaktır zaten. Ben ligden çekilme kararı alacaklarını düşünüyorum ki bu şekilde ciddi zarar gören Galatasaray ismini biraz temizlerler...

Yeni Bir Dönem Başlarken

Şimdi olayın teknik boyutunu yazmak istemiyorum ki sevgili İlker kardeşim gayet güzel yazmış, şuradan okuyunuz derim. Benim değinmek istediğim konu, bu ülkede değeri bilinmeyen Efes'in kendi saçma yönetimsel politikaları ile başını yediği çok değerli bri teknik adam olan Oktay Mahmudi'nin, bu vesile ile Türkiye'ye dönecek olması. Kendisinin oynatmaya çalıştığı basketbolu çok sevmişimdir her zaman. Elinde doğru bir kadro olduğu zaman çok iyi işler yapabilecek potansiyelde bir hocadır. Hoş olmadığında da şapkadan tavşan çıkartabilecek kadar yetenekli bir hoca. Bunu da Benetton'da gösterdiği performansla kanıtladı zaten. Sadece Fenerbahçe için değil, kendisine Ergin Ataman kadar bile itibar etmeyenlere karşı da bir hücum seti çizmesi gerekecek hocanın. Aydın Örs için br şeyler yazmak istiyorum ama, o bambaşka bir yazı konusu...

Galatasaray Düşürüldü Mü ?


Federasyonun kararını açıklamasına saatler var, dedikodular Galatasaray'ın ligden düşürüldüğü şeklinde, eğer cidden federasyon bu kararı alabiliyorsa bu basketbolumuz için milad sayılacak bir karar olur...

Rezaletin Daniskası

Şimdi işin içine halter, judo vs. gibi branşlar girince , bu tip sporların dünya şampiyonası organizasyonlarında her türlü rezillik olabiliyor maalesef. Dün Sibel Özkan'ın altın madalya aldığını yazmıştım... Aslında kaldırışlarını izlediğimde gümüş madalyadaydı Sibel, ancak acilen evden çıkmam gerektiği için izleyemedim devamını...Sonra haberi girerken kontrol ettiğimde altın aldığını gördüm, olabilir dedim bir şeyler olmuştur Çin'linin son hakkı geçersiz sayılmıştır dedim. Ancak bunca yıldır izlerim halter müsabakalarını, böyle rezillik görmedim. 118 kg. için podyuma gelen haltercinin barına 115 kg. takılıyor. Sonra halterci bunu kaldırıyor ve 118 kilo kaldırdı sayıyorlar. Yani şimdi bunun unutulması ayrı bir skandal, o barın ağırlık disklerini kontrol eden hakemlerin bunu atlaması ayrı bir skandal. Hepsini geçtim, şampiyona Güney Kore'de ve lehine hata yapılan sporcu Çin'li. Yani şu düzlemde baktığımda bile, bunun basit bir hata olmadığını görmek zor değil. Yıllardır bu tip sporlarda yaşanan hakem skandalları malumdur zaten ama dünkü olay cidden son nokta...

21 Kasım 2009 Cumartesi

Güle Güle Tanjevic

Önce avukatlarının geldiği haberi düştü , sonra pazarlık haberleri. Şu an dönen laflar olayın bittiği yönünde. Muhtemelen hoca'nın itibarını korumak için , istifa ettiği söylenecektir. Ama öyle ya da böyle Fenerbahçe Ülker için dönüşü olmayan bir yola girilmiştir Tanjevic mevzusunda... ' sene içerisinde bize yaşattığı mutlulukların, yaşattığı mutsuzluklardan daha az olduğu gerçeğini kimse inkar edemez. Kendisi hakkında maalesef olumlu düşünemiyorum, düşünemeyeceğim de... Darısı milli takımın da başına diyorum. Hatta aynı dilekleri Turgay Demirel için'de dileyip , darısı Türk Basketbolu'nun başına diyorum....

Madalya'lı Başlangıç

Güney Kore'nin Goyang kentinde başlayan Dünya Halter Şampiyonası'nın ikinci gününde podyuma çıkan bayan haltercilerimiz madalya kazandı. 48 kg'da podyuma çıkan Olimpiyat şampiyonu haltercimiz Nurcan Taylan ve olimpiyatların gümüş madalyalı ismi Sibel Özkan; podyumdan toplamda 1 altın , 2 gümüş ve 3 bronz madalya elde ettiler. Sibel Özkan koparma'da 89 kg ile bronz , silkmede 117 kilo ile altın ve toplamda 206 kg ile gümüş madalya kazandı. Nurcan Taylan ise koparmada 90 kg ile gümüş silkmede 115 kg ve toplamda 205 kg ile de bronz madalya kazandı... Bu siklette koparmada ve toplam da altın madalya Çin'li sporcu Mingjuan Wang'ın oldu. Wang koparma da 93 kg kaldırırken toplamda ise 208 kg ile altın madalyaya ulaştı...

Silkme bölümünde yapılan kaldırışları izleme şansım oldu, Sibel Özkan 117 kg. kaldırırken inanılmaz rahattı, zaten barı yere bırakırken yaptığı hareketlerle bu benim için ne ki der gibiydi. Ancak hem Sibel hem de Nurcan'ın koparmadaki performansları bizi olası bir dubleden etti. Sağlık olsun , bir bayan olarak yapılması en zor sporlardan birinde, bu derece başarılı grafik çizen iki sporcumuz da tebrik etmek lazım....

Tanjevic The End ?

Sayın Nejat Sayman'ın iddiasına göre , Tanjevic'in avukatları İstanbul'a gelmiş. Herhalde bunca yaşanandan sonra hal hatır sormaya gelmemişlerdir diye düşünüyorum, sanırım sona giden sürece adım adım yaklaşılıyor. Bakalım tazminat pazarlıklarından dolayı Fenerbahçe Spor Kulübü ne kadar zarar girecek. Bu arada Fenerbahçe yönetiminin, geçen yıl yaşanan Aragones skandalından ders çıkardığını görmek güzel ama gene de temkinli yaklaşıyorum ben bu olaya...

20 Kasım 2009 Cuma

RezillikTürkiye'yi Aştı


Cemal Nalga olayı sınırlarımızı aştı maalesef. Hep söyledik basketbol camiası çok küçük bir camiadır diye, dün olayın Avrupa'nın belli başlı sitelerine yayılmasıyla, benim msn'im de ışıklı reklam panosuna döndü akşam saatlerinde. Yani şu rezilliği bile "Milli Duygularım Kabardı" gibi , Cem Yılmaz repliği tadında savunanları gördükten sonra az bile gelmiş başımıza diyesim geldi. Aşağıda ilgili sitelerin linki mevcut. Şu sitelerde farklı şekillerde yer almayı tercih ederdim cidden.

SoloBasket (İtalya)

TalkBasket.net

KrepSinis (Litvanya)

EuroBasket

SuperBasket (Yunanistan)

InterBasket


19 Kasım 2009 Perşembe

Şimdi Ne Olacak ?

Sabahtan beri her yerim Cemal Nalga oldu valla. Elli tane program izleyip, kişi dinledim. Hukukçu değilim, hee allaha şükür üniversitede hukuk eğitimi aldık ama. Yani açıp da bir Disiplin Yönetmeliği'ni okuyunca, hangi kapsama neyin girdiğini çözebiliyoruz. Ama devam eden bir soruşturmada bunu yazmak bana düşmez. Şimdi ortada isnat edilen bir suç var. Bu suçun tarafları savunmalarını verecek, bizlerin o savunmalarda neler yazdığını bilmemize şu aşamada imkan yok zaten. O yüzden hukukçu kesilip, şu maddeye girer bu suç, düşürülmesi lazım GS'nin vs. gibi konuşmayı saçma buluyorum. Çünkü o savunmada söylenilen ifadeler, o maddeleri gece - gündüz gibi farklı kılabilir. Suçun tanımını değiştirebilir her şey olur..


Aklımın almadığı tek bir nokta var. Sabah Murat Didin için kendince haklı demiştim, şimdi düşünüyorum da, Didin'in oğlunun bile gördüğü bir sahtekarlığı kendisi nasıl görmez. Hani Cemal hakem kararıyla ihraç oldu, 1-2 maç ceza aldı gibi basit bir durum olsa haberleri yok diyeceğim. Yahu bu adam yumruk yumruğa kavga etti diğer oyuncuyla, onu geçtim o maçtan, bir maç önce de kavga ettiği için 2 teknik faulle dışarı atılmıştı. Esasen aldığı ceza 8 maçtı ama 5'e indirmişlerdi zaten. Yani bu derece büyük bir olaydan haberinin olmaması imkansız coachun. Hani yardımcısı Alman olsa anlarım, yardımcısı da Türk ve Tufan Ersöz'ün kim olduğunu da gayet iyi biliyordur. Kenarda istatistik kağıdına bakarken hiç mi farketmedin yahu... Aynı şeyler Tolga Öngören için de geçerli . Takımınızın yeni salonunun açılışı münasebetiyle maç yapılıyor , 8500 kişi var salonda. Hani bu adamların FB-GS maçında bile zor görüdkleri kadar bir seyirci hazırlık maçında. Haliyle ona göre bir ciddiyet hakimdir o maça...Sevgili Tolga Öngören'de mi farkına varmamış acaba bunu da merak ediyorum. Tüm bunların yanında bir de federasyonun ihmaleri var ki, bugüne kadar ki vukuatlarını toplasam Brezilya dizisi olur. Neyse Can Barslan'ın çizimine sağlık olayı gayet güzel özetlemiş...




Henry'nin Eli Üzerine

Futbol yazmayacağım demiştim bu bloga başlarken , mümkün mertebe de yazmıyorum... Aslında gene futbol yazmayacağım ama bu sefer bir futbol maçında olan olaya karşı olan tepkilerden yola çıkarak dikkat çekmek istiyorum... Henry'nin eli her yerde konuşuluyor, hatta Henry bile kendi Twitter hesabında , " Ben hakem değilim, ama kırdığım birileri varsa özür dilerim" demiş. Ayrıca elime değdi ama hakem düdük çalmayınca devam ettim demiş maçtan sonra. Her neyse derdim Henry'nin ne dediği değil , seneler önce Euroleague'de eşleştiğimiz Pau Orthez'in , taraftarları ile o günlerden bugüne süre gelen dostluğum var. Hatta bir kaç tanesi ciddi ciddi bizim ligi takip eder konuşuruz sürekli. Bugün sabah bana söyledikleri ilk şey Henry'nin el'ini gördün mü oldu. Bana söyledikleri beni utandırmaya yetti. Evet Dünya Kupasına gidiyoruz ama bu şekilde gitmeyi istemiyoruz. Bu büyük bir utanç bizim adımıza dedi. Hatta Fransa kamuoyunun çoğunluğu bu şekilde düşünüyormuş, Henry'nin Dünya Kupası'na götürülmemesi gerektiğini söyleyenler bile varmış bu arada onu da öğrendim. Düşündüm acaba Türkiye böyle bir golle Dünya Kupasına gitse, bugünkü reaksiyonumuz ne olurdu. Kamuoyunun genelinde bu olaya nasıl yaklaşırdık diye. "Başarıya giden her yol mübahtır" diyerek, üstüne bir de cip hediye ederdik oyunculara herhalde diye düşündüm. Düşündükçe de utandım...

Rashid Ramzi'nin Madalyası

Dün akşam üzeri Cemal Nalga mevzusu patlayınca unuttum bunu yazmayı. Sporun belası Doping illetine takılan bu sefer Rahsid Ramzi oldu... Aslında beklenen sonun resmi olarak açıklanmasıydı bu hadise. Temmuz ayında açıklanan kesin sonuçlarda, Ramzi'nin hem A hem de B numunesinde , Doping listesinde yer alan "EPO" maddesinin gelişmiş bir versiyonu olan C.E.R.A (Continuous Erythropoietin Receptor Activator) maddesine rastlanmıştı. Bahreyn'e ülke tarihindeki ilk altın madalyayı kazandıran Rashid Ramzi bu sefer Bahreyn'lileri üzdü...Kendisine ne kadar ceza verileceği henüz açıklanmamış , ama 2 yıldan az olmayacak gibi gözüküyor. Bu arada aynı maddeyle doping yaptığı saptanan İtalyan bisikletçi Rebellin'in de madalyası geri istenmiş. Ne diyelim halen daha bu ülkenin en büyük gazetelerinde köşe yazan bazı kişilerin, Süreyya Ayhan'ı beyhude koruma çabaları aklıma geliyor bu haberleri gördükçe. Acaba Bahreyn basını da Ramzi'yi korur mu ?

Yozlaşmanın Bu Kadarı

Yazsam mı , yazmasam mı diye çok düşündüm. Gerçi olay ciddi bir soruşturma altındayken çok da detayına inmek doğru olmaz, 1 hafta içerisinde her şey ortaya çıkar. Basketbol gibi elit tabir edilen bir sporda nasıl bu kadar yozlaştık onu anlamıyorum ben. Olayın taraflarına bakıyorum Koray Hoca olsun , Okan Hoca olsun basketbol adamlıklarını bir kenara bırakın, toplum içerisinde iyi eğitim görmüş saygın kişiler kıvamında insanlardır. Onların böyle bir rezalete nasıl sebep olduklarını ben hala çözebilmiş değilim. Sahaya madde atmalar, küfür etmeler, saha içine girip oyuncuya saldırmalar derken ahlaksızlık bu sefer yönetim boyutuna da sıçradı. Şimdi bakıyorum bu genç yetenekli kardeşimiz (hani halen daha İzmir'de ki performansı gözümün önünde Cemal'in) n,iye bu işe girişsin. İdari kadro hangi mantıkla hazırlık maçında bu kardeşimizi oynatmıştır. Hayır zaten o maçların programı çok önceden belliydi, sırf cezasını doldursun ve böylece kupa maçında oynayabilsin diye, fazladan iki hazırlık maçı bile ayarladınız. Buna rağmen orada neden böyle bir sahtekarlıkla kendinizi de, oyuncuyu da ateşe attınız. Üç hazırlık maçı Bonn maçı 3500 kişiye , DB Skyliners maçı 1000 kişiye, Ludwigsburg da takımın salonunun açılış maçı olması sebebiyle 8500 evet yanlış okumadınız 8500 kişiye karşı bu sahtekarlığı yaptılar...İşin komiği DB Skyliners ve Ludwigsburg takımlarının coachları da Türk. Gerçi Murat Didin, sabah ben buna bakmıyorum ki, bu hazırlık maçı Cemal kaç numara giyiyor, Tufan kaç numara giyiyor bilemem ki demiş. O da haklı. Yani neresinden bakarsanız bakın hiç bir yerinde akıl, mantık vs. bulup izah edemeyeceğimiz bir hareket. Sorun GS'nin küme düşürülmesi değil, sorun teknik kadronun ya da oyuncunun bilmem kaç yıl ceza alması da değil. Sorun ceza almış bir oyuncuyu, hazırlık maçı gibi hiçbir manası olmayan bir maçta dahi böyle bir sahtekarlıkla sahaya sürecek kadar bizi yozlaştıran, sporun temelinden bizi uzaklaştıran şey ne...Sorun bunu bulmakta, bunu çözmekte

18 Kasım 2009 Çarşamba

Button McLaren'e , Kimi Taça

Merakla beklenen sorular cevabını buldu ve geçen yılın şampiyonu Jenson Button McLaren takımına geçti. Uzun süredir Kimi Raikkonen ile devam eden pazarlıklardan bir sonuç alamayan McLaren takımı Jenson Button'ı kadrosuna kattı. Böylece önümüzdeki yıl son iki dünya şampiyonu McLaren adına yarışırken, Kimi Raikkonen'de Ferrari'den aldığı tazminatı çatır çatır yemekle meşgul olacak gibi gözüküyor.

Yaratıcı Boşnaklar

Fotoğraf Bosna'lı arkadaşlarımdan. Bugünkü Portekiz maçı öncesinde , taraftarın olaya biraz da esprili bakış açısını yansıtıyor...Fotoğraf Portekiz için bir ölüm ilanı, kısaca şöyle yazıyor fotoğrafta...

"18.11.2009 RIP (Huzur İçinde Uyu ) Portekiz... Cenaze aynı gün Zenica , Bilino Polje stadından kalkacaktır. Yas Tutanlar : Dodik (Yerel bir politikacıymış Sırp asıllı ve dediklerine göre Bosna ile ilgili herşeyden nefret edermiş), FIFA, Ronaldo ve diğerleri..."

Akşama ne olur bilmiyorum. İlk maçta iki top arka arkaya direkten dönmese çok daha farklı olurdu sanırım herşey sanırım...Bütün kalbimle Bosna'lı kardeşlerimin yanındayım bu akşam, savaşın üzerlerine serdiği o ölü toprağını, o kötü etkiyi atabilmek için en büyük fırsatlardan biri geldi Bosna'ya. Umarım endüstriyel futbol denen illetin, kirli çarkları işlemez ve maç sonunda hakeden Dünya Kupası'na gider.

17 Kasım 2009 Salı

Buyur Burdan Yak


Atletizm sporda en yabancı olduğumuz branş. Hani bunu kinaye için söylemiyorum, Atletizm milli takımına bakarsanız içerisinde kaç Türk, kaç devşirme sporcu olduğunu görürsünüz. Neyse ki bu sporcularımızın başarıları bizi cidden mutlu ediyor. Elvan'ın başarılarna Dünya Şampiyonası'nda Karin Melis Mey eklenmişti. Eee ne var bundas diyeceksiniz. Efendim Melis kızımızın antrenörü GSGM'nin kadrosuna alınmayıp maaş bağlanmamış. Bu konuda kendilerine verilen sözlerin tutulmadığını öne sürüp , Türkiye adına yarışmayı bırakacaklarını açıklamışlar. İşin daha da komik olan bölümü Federasyon'un sorumlu kişilerinden -ki kendisi Melis Mey'e bronz madalya getiren atlayış sonrası Türk bayrağını veren kişidir aynı zamanda- Nihat Doker bu konuda süper bir yorumda bulunmuş...

"Melis’in kulübü Fenerbahçe. Antrenörünün maaşını da Fenerbahçe versin. Bizim kontenjanımız şu anda dolu"

Şimdi buna verilecek cevabım belliydi ama sağolsun eski Atletizm Federasyonu Başkan'larından olan şimdi FB Atletizm Şubesi sorumlusu görevinden bulunan Fikret Çetinkaya içimi okumuş resmen.

“Gelişmeleri üzüntüyle ve dikkatle takip ediyoruz. Sporcuları hiç bir varlık gösteremeyen Guillermo de la Tore, Astopkovich ve Dimitri Mindov gibi yabancı hocalar devletten maaşlarını tıkır tıkır alırken bu ülkeye madalya onuru yaşatmış bir sporcunun hocasına sözleşme yapılmıyor. IAAF’in elit antrenörler listesinde yer alan Stromenger’e bir çok ülkeden teklif var. Bu ilgisizlikten bıkar ve giderse ya Melis Mey de gider ya da moralmen biter. Bu da Türk atletizmi için büyük bir kayıp olur”

Mevzunun özü bu bir iki gün bekleyip konu hakkında kendi fikrimi daha detaylı belirteceğim. Ancak şu bir kaç gün boyunca Dünya şampiyonası sonrası kendilerine verilen köşede Elvan'a acımasızca sallayanların, Melis'e 6.93 atlarken 6.80 ile atlayıp madalya aldı diye seviniyoruz ne zaman kurutulucaz bu 2. sınıf sporculardan diye yazanların ne diyeceğini merak ediyorum.

16 Kasım 2009 Pazartesi

Yoksulluğumuz Kardeştir Bizim..


Yoksulluğumuz Kardeştir Bizim..

Vamos Bien Köy Okullarına Yardım Kampanyası


Paylaşıyoruz…

Yoksulluğunuzu,
Acılarınızı,
Özlemlerinizi,
Umutlarımızı…

Paylaşıyoruz…

Soframızdaki ekmeği,
Gelecek düşlerimizi.
Hasretlerimizi,sevgilerimizi…

Paylaşıyoruz…

Yarın yanağından gayrı her şeyi
sizlerle paylaşıyoruz…

Halkın takımı Fenerbahçemiz’in taraftarlarının oluşturduğu Vamos Bien taraftar grubu olarak taraftarlığın sadece tribünlerde olmadığını yada hep gündeme getirildiğii gibi kavga dövüş sahnelerinden ibaret olmadığını “Yoksulluğumuz Kardeştir Bizim” adıyla düzenlediğimiz Köy okullarına yardım kampanyasıyla gösteriyoruz.Taraftarız,tarafız,halkın tarafındayız,halkın yanındayız!..

Zor şartlarda yaşayan,karda kışta üşüyerek,hasta olarak,karın tipinin altında kilometrelerce yolu yürüyerek okuluna gitmeye çalışan kardeşlerimizin yaşadığı zorlukları paylaşarak azaltmak istiyoruz.Altı delik ayakkabılarının, yırtık montlarının,yamalı pantolonlarının,olmayan defterlerin, kitapların, kalemlerin yerlerine yenilerini biz koyuyoruz..

Yeni alabileceğiniz gibi evinizde yada çevrenizde bulunan kullanılmamış yada atıl durumda olan ve ihtiyaç sahibi kardeşlerimizin eksiklerini tamamlayabileceğimiz her türlü malzeme için desteğinizi bekliyoruz. Unutmayın ki Ankara’da,İstanbul’da yada Doğu’nun ücra bir yerindede olsa o köy bizim köyümüzdür ve o zorlukları yaşayanlarda bizim kardeşlerimizdir. Zorlukları alt etmenin,o çakmak çakmak gözlerin gülmesini sağlamanın yoluda paylaşmaktan geçer..

İhtiyacımız olan malzeme grupları.. (6-14 yaş arası)
1- GİYSİ
-Mont
-Kazak
-Pantolon
-Bot,ayakkabı
-vs..
2-KIRTASİYE-OKUL
-Defter
-Kalem
-Boya
-Kitap (Roman,öykü,masal,boyama,test..)
-Her tür kırtasiye malzemesi
3-OYUNCAK vs..

Yardımları Ankara ve İstanbul’da toplayacağız.Diğer illerden katılmak isteyen arkadaşlar topladıkları yardımları Ankara’da vereceğimiz bir adrese gönderebilirler.Eşyaların son toplama ve Ankara’ya gönderme tarihi 15 Ocak’tır.Topladığımız eşyaları Şubat ayı ortasından itibaren bir heyetle birlikte Muş,Van ve Ordu’da belirlediğimiz 4 ayrı okula götüreceğiz.Göndereceğiniz eşyaların kullanılmayacak kadar eski olmamasına dikkat edelim.

http://www.vamosbien.org/index2.php/?p=466

Yardımcı olmak isteyenler burası aracılığıyla bana da ulaşabilirler.


Nereye Gidiyoruz


Basketbolu konuşmak isterdim ama konuşamıyorum. Önce taraftarlar birbirlerine küfür ediyordu, sonra salon içinde birbirleriyle dalaşmaya başladılar, sonra rakip takım taraftarları alınmadı salonlara. Bu belki biraz keser dedik ama bu sefer de salonda tek taraf olan ev sahibi taraftarlar oyunculara küfürler yabancı maddeler yağdırmaya başladı, o da yetmedi geçen yıl Fenerbahçe - Efes serisinde sahaya taraftar daldı... Maç bitiminde olan bir olay , 5 maç ceza ile kapatıldı. Ve düne geldik , maç uzatmaya gitmiş Galatasaray takımının oyuncuları cidden inanılmaz mücadele verdiler iyi oynadılar , ama birden bire bir bayan'ın yaptığı el hareketini bahane gösteren taraftar güruhu sahaya ne bulursa atmaya başladı... Tamam hadi tahrik etti seyirciyi eyvallah, bu mudur yani taaa karşı pota arkasından sahaya girip noluyoruz yahu diye sağa sola bakınan Kinsey'e arkadan gelip vurmanın , bu bayanın yaptığı tahrikle ne alakası var. Bu olaylar bitmiyor böyle giderse de bitmeyecek , ikinci yarıdaki maçta da aynısını Fenerbahçe taraftarları yapacak çünkü. Bu işin sonu nereye varacak bilmiyorum, ama protokol tribününde üzerinde Fenerbahçe forması olan 8 yaşındaki çocuğa bile tahammül edilemez hale gelinmişse, buraya artık üst seviye müdahele şarttır. Ben Fenerbahçe'liyim, üstelik koyu da bir taraftarım... Nasıl geçen yıl Efes maçında olanlara lanet okuduysam , dün olanlara da okuyorum çünkü ben aynı zamanda bir basketbolseverim, benim gibi koyu bir taraftar bile bu olanlara böyle bakabiliyorsa, yönetici sıfatıyla orada duran kişiler de haklarını versinler. "Bizden özür dilemediler ki biz dileyelim"," eee canım geçen yıl Efes maçında olanların yanında bu ne ki", ya da aaa ben ilk kez görüyorum benchteki oyuncuya saldırıldığını diyerek yöneticilik olmaz. Bunun adı şarlatanlıktır, madrabazlıktır... Bu lafları kimin dediği önemli değil, ister başkan olsun, ister sorumlu idareci, olsun isterse kulüpte dış kapının mandalı olsun. Herkes şapkasını önüne koyacak düşünecek... Bu işin sonunda bir oyuncu sahada yaralanacak, eğer o oyuncu yabancılardan biri olursa başımıza neler gelir acaba bunu tahmin edebilme projeksiyonuna sahip mi yöneticilerimiz. 28 Kasım'da Abdi İpekçi'de bir derbi daha var, bu sefer bayanlar liginde. O maçta olabilecek en ufak bir olayın nelere gebe olduğunu anlayan kaç yönetici var merak ediyorum şu an cidden, Gidişat iyi değil aklı selim insanların olaya el koyması lazım...

12 Kasım 2009 Perşembe

Coach Kıyım Sezonu Açıldı



New Orleans Hornets Byron Scott'ın görevine son verdiğini açıkladı. Hocanın kovulmasından daha ilginç olan GM Jeff Bower'ın Head Coach olarak atanması oldu. Bu sezon Coach kıyımına biraz erken başladılar sanki. Bu arada oyunculardan ilk tepkiyi de Kevin Durant verdi. Twitter'ına onu ok iyi bir insan ve coach olduğunu bunu duyduğuna üzüldüğünü yazmış. Belki bir gün yolları kesişir ne diyelim.

11 Kasım 2009 Çarşamba

Süreyya The End


Çok büyük umutlarımız vardı. Ama nedense pistte yaptıkları ile değil , yapamadıkları ile hep gündemde kaldı. 2004'de ilk kez dopingli çıktığında olabilir dedik her sporcu hata yapar dedik...2007'de yaptığının ise ne uluslararası arenada ne de vicdanlarda yeri yoktu. Bildirdiği yerde olduğu halde yok erkek var yok bilmem ne vs. diye idrar numunesi vermemek demek direkt dopingli olduğunu kabul etmek demektir. Anadolu insanı merttir, dürüsttür ama bir o kadar da kandırılması kolaydır. Süreyya'yı kimler ne ile kandırdı bilemiyorum ama yönetmelikler çok açıktı o numuneyi vermemesinin cezası 4 yıl değil ömür boyu mendi. WADA ve IAAF'in bu konularda kimseye ayrıcalık tanımadığı biliniyordu. Ah be Süreyya kim girdiyse aklına git ona ağla şimdi, Justin Gatlin gibi itiraf etsen doping yaptığını belki de 4 senelik ceza ile kurtulacaktın. Ama sen birilerinin dolduruşu ile sürekli inkar ettin , şimdi CAS cezayı olması gereken yere çekti ve seni ömür boyu men etti. Ne diyelim yeni nesil atletlerimize ders olsun bu durum. Umarız yeni Süreyyalar yetiştirip böyle yeteneksiz kişilerin elinde harcanmasını izlemeyiz ilerde.

Burda Bir Yanlış Var Ama


"MHK üyesi ve aynı zamanda Genel Sekreteri Bülent Özgirgin imzalı ve Türkiye'deki tüm hakemlere ulaşan maili görenler, okuduklarına inanamadı. Özgirgin'in gönderdiği mailde, 'BEKO Basketbol Ligi'nde bir takıma karşı objektif karar verme ve yönetme anlayışı ile bağdaşmayan yönetim gösterilmiştir. Bu nedenle Erşan Kartal (FIBA), İsmail Aydın ve Zafer Yılmaz, beş hafta görev alamayacaklardır' ifadeleri yer alıyor. Dinlendirilen hakemlerle ilgili kararların diğer hakemlere de mail atılması basketbolda bir gelenek. Ancak bu tür ifadelere ise ilk kez rastlanıyor. Bu mail gönderilmeden önce MHK Başkanı Metin Şahin'in hakem üçlüsünü arayarak, maildeki ifadeleri bizzat kendilerine söylediği öğrenildi."

Akşam gazetesinde çıkan haberin en can alıcı bölümünü kopyaladım. Mevzu bahis olan maç Efes Pilsen'in son çeyrekteki oyunuyla kazandığı Banvit maçı... Şimdi derdim hiçbir takımın galibiyetini gölgelemek sahada verdiği mücadeleyi akıttığı teri aşağılamak değil onu peşin peşin söyleyeyelim. Benim buradaki tek derdim federasyonla. Şimdi sen "Bir takıma karşı objektif karar verme ve yönetme anlayışı ile bağdaşmayan yönetim gösterilmiştir" gerekçesi ile hakemini kızağa çekiyorsun. Bu gerekçe aleni bir şekilde hakeme maçı sattın demektir. Hakem kötü performans verebilir, yetersiz kalabilir bu tip durumlarda kızağa çekersin. Ancak aleni bir şekilde maçtaki yönetimlerinin taraflı olduğunu iddia ettiğin hakemlere 5 maç ceza vermekte neyin nesidir. 5 maçta hidayete erip doğru kararlar mı vermeye başlayacak bu adamlar. Ya da böyle bir şüphenin bedeli 5 maç mı olmalıdır. Yani Avrupa'nın herhangi bir yerinde olsa bu adamların hakemlik hayatı biterdi muhtemelen. Şimdi yarın öbür gün bu hakeme FIBA nasıl görev versin peki... Neresinden bakarsan bak saçma ve çok tartışılacak karar.. Aynı doping olayındaki gibi kimin yaptığı belli, yapan kişi nasıl olduğunu açıklayamıyor bile ama, nev-i şahsına münhasır sebeplerle biz uygun gördük cezası 1 yıldır diyebiliyor federasyon...Burda da hakemlerin aleni şekilde maçı taraflı yönettiğini amiyane tabiriyle maçı sattığını yazıyorsun ama bunun cezası 5 maç oluyor. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu ey Federasyon....

10 Kasım 2009 Salı

Mr. Sky Hook vs. Lösemi

Kareem Abdul Jabbar Lösemi olduğunu açıklamış. Üzücü bir durum olmakla birlikte tedavisinin umut verici şekilde devam ettiğini açıklamış. Kendisini az da olsa izleyebilme şansına sahip olduğum için kendimi nasıl mutlu hissediyorum anlatamam. Magic, Bird, Jabbar, Malone, Stockton ve Jordan gibi devlere yetişebilem şansına sahip olduk en azından. Kareem bu konuda aynı HIV ile savaşan Magic Johnson gibi olacağını söylemiş. Umarım onun da medyatik etkisiyle insanlar daha fazla önem gösterir bu hastalığa zira tedavisi imkanlı olan bir hastalık bu çünkü...

O'nu Anmak ve Anlamak


Ulu Önder'in ölüm yıldönümü. Az önce saat 09:05'te Boğaz Köprüsü'nde duran araçların videosunu izledim. Aslında umudum gittikçe azalıyordu, gittikçe duyarsızlaşıyoruz bu duruma gibi geliyordu biraz olsun içim ferahladı o görüntüleri izleyince. Çok şey söylemeye gerek yok Ulu Önder'in iki değerli sözü size ışık olsun...

"İktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlîlerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"

"Cumhuriyetimiz öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. İcabında müesseselerimizi müdafaa için lâzım olanı yapmağa hazırız.."

Safin'in Veda Turu

Paris Master Turnuvası sonrası profesyonel kariyerine noktayı koyacak Marat Safin. Hatırlarım kendisini özellikle Roland Garros'ta çıkardığı iyi maçlarla. Attığı servislerin hastasıydım hatta, en azından Karlovic ve Isner gibi iyi servis atıp bir adım ötesine geçememiş değildi Safin. 1 numara olabilmeyi başarmış iyi bir tenisçi oldu gözümde... Zaten kardeşinin de bu sene DOHA turnuvasına kadar dünyanın 1 numarasında kalması genetik olarak bu işe yatkınlıklarını ispatlıyor. Her neyse adamı anlatmaktan ilk tur maçını yazmadık yahu. Paris MAster ilk turunda Thiery Ascione'yi 2-1 6-4, 4-6, 7-6) geçerek yoluna devam etmiş MArat Safin. Umarım bu turnuvayı şampiyon olarak tamamlar ve ona yakışan bir veda olur.

9 Kasım 2009 Pazartesi

Nereye Kadar


Coaching olarak en beğenmediğim, ancak genç oyuncuları alıp kendilerine güvenen birer oyuncu hatta potansiyeli olanları yıldıza dönüştürebilen biri olarak da saygı duyduğum biri isim Bogdan Tanjevic. Standart Yugoslav ekolünde olduğu gibi yıldızlarla oynamayı sevmeyen, yıldız bile olsa onları kendi sistemine monte etmeye çalışan bir hocadır. Aslında kendi sistemleri içerisinde yıldızları yetiştirerek o sistemin devamlılığını sağlıyor Yugoslavlar yıllardır. Tanjevic'in de yapmaya çalıştığı bu yıllardır. Milli takımda olsun Fenerbahçe'de olsun buna çabalıyor. Şimdi geçmişe bakarsak Milli Takım başarılı değil dersek büyük ayıp olur. Artık Avrupa'nın önde gelen takımlarından biriyiz, Yerimizin 6-8 arasında olduğunu söylersek yanlış olmaz. Peki mevcut kadro ile bundan fazlasını yapmak mümkün mü? gayet mümkün bence. Yıllardır oyuncu seçimleriyle eleştirilen Tanjevic, artık maç içinde yaptıkları ile de eleştiriliyor. Roma'ya geçiş olayının direkten dönmesi kendisine bayağı hasar verdi sanırım. Fenerbahçe'de inanılmaz işlere imza atıyor bu sene cidden. Dün son bombasıyla bitirdi beni zaten. Son 2 dk. da konsantrasyon kaybı etkilemiş mağlubiyeti. Yahu son 2 dk. da mola bile almayan da sensin hoca nasıl olacak bu iş... Fenerbahçe taraftarı Aydın Örs'ün gönderilişinden dolayı zaten kırgındı , artık bu iş ayyuka çıktı salona bile gelmez oldular. Kimsenin taraftara kızmaya hakkı yok. Şu takım Euroleague'de ilk turda elendiği sene bile 4000 seyirci ortalamasına oynuyordu. Hedef 2010 ile yola çıkıldı 4 senedir şimdi 2010'a geldik görünen o ki Fenerbahçe Ülker patladı , 3 yıl önce Montepaschi Siena ile çeyrek final oynayan takımdan eser yok ki aslında hedefe göre o takımın bu yıl gelişimini tamamlayıp Final Four adaylarından biri olması gerekiyordu. Bakalım Milli Takım'da ne şekil olacak bu 2010 palavrası...

8 Kasım 2009 Pazar

Formalar Yerine Ulaştı


Mensubu omaktan gurur duyduğum Fenerbahçe Taraftar Topluluğu VAMOS BIEN çk hoş bir dfüşünce ile Fenerbahçe Spor Kulübü'nün Kombine Kart alana taraftarlarına verdiği hediye formaların hepsini çocuk beden alarak Doğu Anadolu'dan bize ulaşan bir öğretmen kardeşimizin okuluna gönderdi. Vamos Bien ana sayfasında olabilecek en güzel şekilde anlatılmış olay, daha da söze gerek yok. Emeği geçenlere milyonlarca kere teşekkür ediyorum.

Geç kaldım bu haberi geçmek için, vamosbien.org'dan da ulaşılabilir ama buraya da aktarayım istedim. Sırtımda o formayı taşımaktan daha güzel ve anlamlı bir olay varsa o da bir çocuğun üzerinde o formayı görmektir. Bir Vamos üyesi olmanın mutluluğunu benim adıma pekiştiren bu organizasyonda emeği geçen tüm dostlara teşekkürü borç bilirim:

öyle ağlasam, öyle ağlasam ki çocuklar
size hiç gözyaşı kalmasa
öyle üşüsem, öyle üşüsem ki çocuklar
size hiç soğuk kalmasa
öyle acılar çeksem, acılar çeksem ki çocuklar
size hiç acı, hic ama hiç acı kalmasa
öyle gülseniz, öyle gülseniz ki çocuklar
gülmeyen hiç kimse, hiç ama hiç kimse kalmasa…

Aziz NESİN

Herşey o çakmak çakmak gözlerin gülmesi için..
O formaları üzerlerine giydiklerinde parıldayan gözlerini görmek,Fenerbahçe’li olmanın gururunu bir kez daha yürekten yaşattı bizlere..Onların o kocaman yüreklerini Fenerbahçe sevgisiyle doldurduğumuzu görmek bizim için büyük bir mutluluktu..Bu sezon öncesi Vamos Bien olarak kombinelerimizi alırken kombine alanlara kulübün hediye olarak vereceği formaları nasıl değerlendirebiliriz düşüncesinin sonunda alacağımız formaları ihtiyaç sahibi olan küçük yaştaki kardeşlerimize verme fikrinde karar kılmıştık..Bununda nasıl isabetli bir karar olduğunu formaları yerine ulaştırıp o küçük kardeşlerimizin gözlerinin nasıl mutlulukla güldüğünü gördüğümüzde anladık..İlk kez yaptığımız ve farklı şekillerde devamını getirmeyi düşündüğümüz bu organizasyonu Muş-Merkez-Sungu-Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu’nda gerçekleştirdik..Formaları küçük kardeşlerimize ulaştırmamızda bizlere yardımcı olan aynı okulda görevli sevgili öğretmenimiz Aysu PARMAKSIZ’a bizlerle Fenerbahçeli kardeşlerimiz arasında bir köprü olduğu için teşekkürlerimizi bir borç biliriz..Vamos Bien olarak Fenerbahçe sevgisiyle çarpan her yüreğin yanında olacağız..
Mitralyöz
VAMOS BIEN

7 Kasım 2009 Cumartesi

WADA Acımadı



Bu senenin en dikkat çekici performansına sahip tenisçilerinden biri olan Yanina Wickmayer, WADA'nın sporcuların bulundukları yeri bildirmeleri zorunluluğu kuralına uymadığı için 1 yıl tenisten men ceza aldı. Gerçi kendisi Bali'de yapılan sezon sonu şampiyonasındaydı ama WADA çözememiş demek ki uzak geldi herhalde. Wickmayer'in basın sözcüsü cezaya itiraz için CAS'a gidebileceklerini söyledi ancak, Doktoru bunun uzun ve maliyetli bir süreç olacağını düşünüyorum diye karşı açıklama yaptı. Bakalım zaman ne gösterecek ancak WADA'nın bazı konuları gözden geçirmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Sabahın 7'sinde otel odasına girmeler, attığı adımın hesabını sormalar falan bunların biraz abartıldığını daha medeni ve insani yöntemlerle de doping kontrolü yapılabileceğini düşünüyorum. Bu gidişle WADA gözlemcilerini MOSSAD, CIA falan eğitecek çünkü.

5 Kasım 2009 Perşembe

Olimpiyat İçin Domuz Gribi Alarmı


Vnacouver 2010 Kış Olimpiyatlarına Ev sahipliği yapacak. Domuz gribinden etkilenen organizadyonlardan biri olmamak için organizasyon komitesi şimdiden tüm katılımcıları uyarmaya başladı. Komite sporcuların Vancouver'a gelmeden en az 14 gün önce aşı yaptırmalarının kendileri için iyi olacağı tavsiyesinde bulunmuş. Bilindiği gibi aşı 14 gün içinde vücudun tamamına yayılarak tam bir koruma sağlayabiliyor.

Yankees Şampiyon

MLB'de dün oynanan final serisi mücadelesinde New York Yankees Philies'i 7-3 yenerek şampiyonluğa ulaştı. 2000 yılından bu yana Yankees'in elde ettiği ilk şampiyonluk oldu bu ayrıca. 35'lik Japon Hikei Matsui'nin Amerikan Beyzbol Ligi finalinin en değerli oyuncusu seçilmesi de ayrı bir ironik durum olarak göze çarpıyor. Ve bu işin en çok sevinenleri "Fringe" dizisinin takipçileri oldu. Malum final serisi yüzünden yeni bölümleri yayınlanamıyordu bir türlü , gözü aydın Fringe severlerin. (Evet ben de hastasıyım )

Çekilen Çekilene



Toyota takımı F1'den çekilme kararı almıştı, şimdi Renault takımında da ciddi ciddi bu olasılık düşünülmeye başlandı. Her ne kadar yönetim kurulu yıl sonuna kadar bekleyip ona göre karar alacağız dese de F1!in gedikli takımlarının birer birer pistlerden çekilmesi hiç de hoş olmuyor açıkçası

4 Kasım 2009 Çarşamba

Huzurlarınızda Şimşek Bolt

Hani sürekli bir karşılaştırma yapılıyor ya tek rakibi çita diye, Usain Bolt'da bu rakibini yakından tanımak için Nairobi Milli Parkına bir ziyarette bulunmuş. İşin şakası bir yana sosyal sorumluluk projelerine duyarlılığı ile de bilinen atlet , küçük bir çitayı evlat edinmiş. Çitayı eliyle besleyen Bolt bu iş için 13.700 $ ödemiş, ayrıca her yıl bakımı için 3.000 $ daha ödeyecek... E haliyle isim babası da olmuş çitanın. Verdiği isim de kendi lakabı olan "Şimşek". Ne diyelim büyüyünce beraber antrenman yaparlar belki...

Tarihe Tanıklık Etmek

Dün akşam voleybol tarihine geçecek bir olayı canlı izleyebilme imkanına sahip oldum. Fenerbahçe - Arkas Türkiye Kupası maçı için salona gitmiştik. Beklediğim gibi çok çekişmeli başladı maç, 3. sette çok çekişmeli geçiyordu önce 26'ya uzadı dedik normal, sonra 28,30,32,34 gittikçe gidiyor sayılar. Heh tam bitti dediğimiz anda iki takımdan biri çok basit hatalar yapıyor ve gene dengeye geliyor mücadele. En son Fenerbahçe taraftarı "Yallah cinler yallah, kışkış cinler kışkış " diye bağırmaya başladı. Güzel esprili bir yaklaşımdı bu. İşe de yaradı galiba bu voleybol şöleni 44-42 Fenerbahçe'nin galibiyetiyle bitti. Biraz araştırdım 25'li sayı sistemine geçildiğinden beri bu skorla biten bir set olmamıştı. Bu alanda Türkiye rekoru bu set bilmiyorum belki de dünya rekoru bile olabilir. Bu seti kaybeden maçı kaybedecekti ciddi olarak fiziki ve mental olarak bitirecekti kaybeden takımı ki öyle oldu zaten. Bir voleybolsever olarak Arkas'lı oyunculara tavsiyem şu. Dün akşam olabilecek en soft seyirci grubuna karşı oynadıkları halde piskolojik olarak aşırı gerginlerdi. Bunun nedenini çözemedim. İzmir'de ne şartlar altında oynandığını da biliyoruz maçların orada Fenerbahçeli oyuncular nasıl sakin kalıyorsa Arkas'lı oyuncuların da burada sakin kalabilmesi gerekir yoksa sonları Kadıköy fobili Galatasaray'ın haline dönecek...

Bu arada skorbordun 39 sayıya kadar çalışması da günün komik ayrıntısıydı eskiden belli bir fiyata kadar fiş kesen yazar kasalar vardı, ona benzemiş yani bu skorbord işi. Hayır iki haneli bir skorbordda neden limit 99 değil de 39 onu çözemedim cidden.

3 Kasım 2009 Salı

Ne Olacak Bu Federasyonun Hali


Bulaşmayayım diyorum, yazmayayım diyorum, sonra yahu zaten sen Fenerbahçe'lisin ondan böyle yazıyorsun diyorlar. Voleybol Federasyonu dün aniden Disiplin yönetmeliğinde değişikliğe gitti ve salonlardaki küfür içeren tezahüratlara ya da sahaya yabancı madde atarak oyuna müdahele edilmesine ağır cezalar getirdi. Esasen çok yerinde bir değişiklik olduğunu düşünüyorum ben, gerçekten salonlara yakışmayan görüntüler bunlar...Gerçi bu tip görüntüleri senede en fazla 2-3 maçta yaşıyoruz ama olsun...İşin ilginç tarafı bu değişikliğin gergin geçmesi beklenen Fenerbahçe - Arkas kupa maçının hemen öncesine denk gelmesi. Yani bunca haftadır nerdeydiniz diye sorarlar adama çünkü bu olaylar geçen yıldan beri devam ediyor. İkinci konu küfür ve hakaretin her türlüsüne cezai yaptırım uygulanmalıdır. Yani sözüm size sayın federasyon yetkilileri, bir kulübün basın sözcsüsü sırf babası başka bir kulüpte idareci diye maçlarını anlatan spikere dönüp dönüp küfür ederken bu kurallar geçerli olmuyor mu ? Ya da mesela yarın Fenerbahçe'li bir yönetici Arkas'lı idarecilere ağzına geleni söylese ne yapacaksınız uygulama olarak? He pardon sırf web sitesinden açıklama yaptılar diye yazın 1 aylık hak mahrumiyeti cezası verende sizdiniz di mi ? Allah Türk Voleybolunu sizin gibilerden kurtarır bir an önce inşallah, bu ülkedeki voleybol potansiyeli sizin gibi beceriksiz ellerde körelmeyi hak etmiyor çünkü...

2 Kasım 2009 Pazartesi

Barrichello Williams'ta

Beklenen transferlerden biri gerçekleşti ve Rubens Barrichello Williams takımıyla anlaştı. Bu zaten bilinmedik bir hamle değildi asıl merakla beklenen Nico Roberg'in ne yapacağı ki o da az çok belli zaten. Bir nevi Brawn GP ile Williams arasında takas olmuş gibi olacak sürücüler. Williams'ın diğer sürücüsü Nakajima'nın ise nereye gideceği belli değil. Muhtemelen yeni takımlardan birine gidecek diye tahmin ediyorum.

Basketbol Adına Üzücü Kayıplar


FIBA'nın sitesinde okuyunca inanamadım cidden, Fransa'nın gelecekteki en büyük yeteneklerinden biri olarak gösterilen Jonathan Bourhis geçirdiği trafik kazasında vefat etmiş. Daha 19 yaşında olan bu genç yetenekli kardeşimizin ölümü Fransız basketbolunu cidden şoka soktu. Bu yaz başında kulübüyle ilk profesyonel sözleşmesini imzalayan Bourhis'in ölümüne ben de çok üzüldüm cidden.

Gelelim ikinci şok ölüm vakasına. Bayana basketbolunu çok daha severek takip ettiğimi belirtmiştim, işte bunda bir numaralı etkenlerden biri de Spartak Moskova takımıydı. Bu takımın yaratıcısı Shabtai Kalmanovich bugün Moskova'da vurularak öldürülmüş. Gerçi kendisinin eski KGB ajanı olduğu biliniyor bu sebeple kim neden vurdu diye düşünmek çok da mantıklı değil elbet bir hesap vardır diyorum. Ama cidden bayan basketbolu açısından çok büyük bir kayıp oldu bu ölüm.





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...