27 Nisan 2010 Salı

Fenerbahçe SPOR Kulübü




Başlığı özellikle böyle attım. Yıllardır amatör sevdaların peşinde futbol'dan daha çok koşan, hatta çoğu zaman bunu sadece Fenerbahçe ile sınırlandırmayan birisiyim. Bir ülkede takım sporlarında başarılı olabiliyorsanız, her alanda olursunuz. Çünkü takım sporlarında başarılı olmak en zor şeydir. Aynı zamanda bir Fenerbahçe taraftarıysanız, bu konuda Türkiye'nin en şanslı kişilerindensiniz demektir. Salon sporlarında yaklaşık 3-4 senedir belli bir istikrar çizgisinde ilerliyorduk , bu süreçte Erkek Voleybol takımı bir Türkiye Kupası 1 Şampiyonluk getirmişti. Geçen yılki muhtemel 2. Şampiyonluğu Ekşi'nin sakatlığı yüzünden kaybettiler. Bu sene de tekrar final oynayıp şampiyon olma başarısını gösterdiler. Rakiplerinden 3-4 kat daha az bütçeye sahip bir takım için 3 senede 2 lig ve 1 Türkiye Kupası şampiyonluğu büyük başarıdır.

Şöyle Kısaca toplayayım dedim ne kazandık ne ettik bu sene diye. Detayı aşağıda

Erkek Voleybol : Balkan Kupası ve Türkiye Ligi Şampiyonu
Bayan Voleybol : Süper Kupa, Türkiye Kupası şampiyonu, Avrupa Şampiyonlar Ligi ikincisi
Erkek Basketbol : Türkiye Kupası Şampiyonu , Play-Off'lar başlamadı henüz
Bayan Basketbol : Ligi namağlup lider bitirdi. Namağlup Play - Off yarı finalisti.

Diğer branşları sayamıyorum bile, atletizmde,boksta,masa tenisi'nde,kürekte, yüzme'de her sene alınan başarıların haddi hesabı yok zaten.

Spora sadece futbol olarak bakmıyorsanız, şu saydığım alanların hepsinde bu derece başarılı olan bir takımın taraftarı olmaktan gurur duymaz mısınız. Hep savunmuşumdur, müesseseler kendi kulüplerini kurmak yerine, bu tip kulüplere sponsor olmalılar diye. 20 sene önce müessese kulübü kurmak çok daha mantıklıydı belki de, ama bugün geldiğimiz noktada, firmalar BJK , FB, GS gibi kulüplere sponsor olurlarsa kitlelere ulaşmaları çok daha çabuk olacaktır. Fenerbahçe Acıbadem oluyorsa , Eczacıbaşı Galatasaray olsun , Vakıfbank Beşiktaş olsun, Türk Telekom Karşıyaka ya da Türk Telekom Ereğli olsun, güç bölünsün daha çok, iyi kapasitede takım olsun, rekabet artsın. Rekabetin olduğu yerde başarı olur.

Sporu sadece futboldan ibaret görmeyen biri olarak Fenerbahçe'li olmanın gururunu sonuna kadar yaşıyorum. bize bu gururu yaşatanlara sonsuz teşekkürler.

24 Nisan 2010 Cumartesi

Merrit'te Doping



ABD'nin son yıllarda çıkardığı en iyi 400m'cilerden biriydi Leshawn Merrit. Hatta Jeremy Warriner ile girdikleri rekabette, son yıllarda hep önde çıkıyordu. Kasım - Aralık 2009 ve Ocak 2010'da yapılan testlerinde yasaklı madde çıkmış Leshawn Merrit'in. Haliyle cezası kesinleşene kadar tüm yarışlardan men edilmiş. Sporcu da zaten kabul ediyor kullandığını ve bunun kişisel sebeplerle olduğunu söylüyor. Benim aklmın almadığı şey, özellikle atletizmde bu kadar sıkı kontroller söz konusu iken, bu sporcular nasıl bile bile bu işe girişiyorlar. Sanırım rekabet ve yarışma ortamının, sürekli başarılı olma hedefinin yan etkileri bunlar.

23 Nisan 2010 Cuma

Ne Olacak Bu Memleketin Hali


Memleketin spor yöneticiliği yerlerde sürünüyor çok şükür. Uzun zamandır yazamıyorum işlerimin yoğunluğundan dolayı bir sürü şey birikti kısa kısa değinelim de, sonra detaylarız olmazsa.

- Derbi ile başlayalım, hadi bir Fenerbahçe'li olarak Bilica'nın yaptığını kabullenemem, ama kabullenemeyeceğim başka şey de, penaltı atmadan önce rakibin ayağına basanların, kornerde rakip oyuncuya pandik atanların, birden bire futbol etik kurulu başkanlığına soyunmasıdır. Herkes kendi pisliğine baksın arkadaş, biz kendi içimizde gereken tepkiyi veririz cezayı da veririz...

- Mustafa Hoca'ya saygım sonsuz, iki saat hakeme giydirdikten sonra, derbi mağlubiyetinin bahanesi olmaz, tebrikler Fenerbahçe demesi de eyyamın kralıydı. İki saat ne anlattın hoca o zaman derler adama.

- Dünya Şampiyonasına 4 ay var, milli takımmın hocası kim belli değil, Tanjevic kemoterapi görecek ancak inatla takımın başında olacağım diyor. Yahu hocam sen iyileşte takım kusur kalsın. Hani gitmesini hep istedim ama bu şekilde değil. Fakat bir daha yakalanması zor olan bir fırsatı, hoca'nın belirsizliklerine teslim edemeyiz. Kulislerde Orhun Ene ismi geçiyor, doğru seçim ama HEAD COACH olarak soru işareti bana.

- Pek değerli Turgay Demirel beyefendinin üstün çabaları sayesinde, Kerem Gönlüm efendinin cezası 1 senede kaldı. Şimdi ağzımı açayım diyorumda neyse. Kerem'in inatla ısrarla ben takım ne aldıysa onu aldım onun haricinde bir şey sokmadım ağzıma laflarının birden bire kesilmesinin de bir sebebi vardır herhalde. Chatman'ın dosyasını 1 haftada karara bağlayıp Kerem'in dosyasını 8 hafta'da usüle aykırı olarak bağlayan da babamdı zaten. Federasyon başkanımızı mağdur!!! olan sporcuların yanında görmek çok güzel ama. Aynı hassasiyeti Tufan Ersöz ve Cemal Nalga içinde beklerdim kendisinden. Neticede çocuklar emir kulu, giyemem formayı deme hakları olmadığını en iyi kendisi biliyor.

- Sarı Melekler'in Ankaragücü maçını izlemeye gittik, bayağı eğlendim maçta. Maçın baş hakemi kimdi bilmiyorum, bir pozisyonda, Ankaragücü coach'u ısrarlar Fenerbahçe Acıbadem'in topu içerde derken, dışarıda kararı veren, sonra çizgi hakemini çağıran o da içerde demesine rağmen dışarıda kararında ısrar eden, en sonunda Ankaragücü coach'unun ısrarıyla içerde kararı veren bir hakemdi kendisi. Bir sonraki pozisyonda da hemen önümüzdeki çizgi hakemi bloğun 2m. yanından geçip dışarı çıkan topa blok-aut bayrağı kaldırdı. Valla bunları özel mi seçiyorlar ben de anlamadım.

- Güzelliklere dönelim Papazın Çayırı öncülüğünde başlayan kampanya hiç de tahmin etmediğimiz bir mutlulukla bitti. Erkek voleybol takımımız işi uzatmadı ve Ankara'dan şampiyon olarak döndü. Şampiyon takımı orada karşılamak çok güzeldi. Meleklerimiz sahaya çıkarken erkek takımının onları alkışlaması, gene bir gece önce Melekler'in Ankara'daki tesis girişinde Erkek takımımızı karşılaması , karşılıklı Şampiyon Fener tezahüratları harikaydı. Fenerbahçe neden bir spor kulübüdür, neden bu ülkede amatör branşlarda yer alan elit sporcuların yüzde 80'i Fenerbahçe'de oynamak istiyor sorusunun cevabıydı bunlar.

- TOUR OF TURKEY'i İtalyan Visconti kazandı. Yarışın son 2 etabını izleyemedim iş yoğunluğundan, ancak izlediğim etaplardaki çekimler harikaydı. Caner Eler'in de harika bilgi dağarcığıyla birleşince seyri inanılmaz keyifli oldu. 3 senedir böylesine uluslararası çapta organize edilmeye başlandı. Gerçekten gösterilen gelişim inanılmaz. Bu hızla giderse , yakın bir zamanda adını La Vuelta,Tour De France gibi önemli organizasyonların yanına yazdıracaktır diye düşünüyorum.

- Yazın yaklaştığını Roland Garros ve Snooker ile anlıyorum valla. Roland Garros kuraları çekildi, onun için ayrı bir yazı yazarız. Snooker Dünya Şampiyonasının da Sheffield ayağı devam ediyor. Meraklısına öneririm Eurosport'tan takip etmelerini. Gönlüm her ne kadar Neil Robertson'dan yana olsa da, Ronnie O'Sullivan cidden bambaşka bir oyuncu. Bu arada yakın gelecekte Çin'li oyuncularında O'Sullivan ve Higgins'i çok daha fazla zorlayacaklarını düşünüyorum.

16 Nisan 2010 Cuma

Melekler Yetmez, Efeler'i de İsteriz


Papazın Çayırı'nda başlatılan kampanyayı biliyorsunuz. Kampanya sonuç verdi, Sarı Melekler pazar günü Şükrü Saracoğlu'nda olacak...Bu vesile ile öncelikle Papazın Çayırı'na, sonra da bu kampanyaya destek veren tüm Fenerli Blogger'lara taraftar gruplarına teşekkür ederim bende. Çorbada bir tuzumuz olduysa ne mutlu.

Erkek Voleybol Takımı dün akşam nefes kesen bir mücadele sonunda Ziraat Bankası'nı 3-2 yenerek seride 2-0 öne geçti. Teknik taktik konulara girmiyorum, bunca senedir izliyorum illaki bizim de anlayabildiğimiz şeyler var ama, bu çocukların yaptığı şey teknik taktikle anlatılmaz. Söyleyebileceğim tek şey orta'yı biraz sağlam tutunca, 2 ve 4 numaralardan hücum etmek zorunda kaldılar orada da bizim bloklara yakalandılar. Sponsorsuz, göğüs reklamı olmadan, rakiplerinin nerdeyse 1/5 oranında bir bütçeyle son 3 senedir final oynayan bir takımdan söz ediyoruz. Geçen yıl Arslan'ın şanssız sakatlığı olmasa belki de son 3 sezondur üst üste şampiyon olan takım diyecektik.

Çok zor bir şey değil istediğim, inşallah Cumartesi günü şampiyonluk kupasını kaldıracağız, dileğim Erkek Takımımızın komple Bayan takımımızı izlemesi Pazar günü, sonra iki takımımızın birlikte stada gelmesi. Fenerbahçe'li olmanın haklı gururunu bizlere yaşatan bu sporcularımızı bağrımıza basmak istiyorum...Varsa buraları okuyan yönetime ulaşabilen birileri iletsin bu dediklerimizi...

14 Nisan 2010 Çarşamba

Tarih Yazmaya Devam


18:00'de işten çıktım. 18:45'de salonun önüne vardığımda içeri giremedik. Salon fullenmişti. Sağlık olsun dedik, evin yolunu tuttuk. 3.set başında anca yetiştim eve. Neyse efendim maçın teknik taktik analizini yapamam. Şu kızların bir aydır canı çıktı yahu , 1 aydır oynadığımız rakipler; 2 kez Eczacıbaşı, 2 kez VGSTT, Cannes, Bergamo, BJK ve GS.... Nerdeyse 3 günde bir maç yapıyoruz. El insaf federasyon, milli takım takvimi sezon başında belliydi, çok mu lazımdı salon açılışı yapacağız diye 10 gün ara vermek lige. Her neyse o suratsız halinle, sıkıla sıkıla kupayı Fenerbahçe'ye verdiğin o kadar belli ki. Senin o suratını görünce , o kupaların değeri bir kat daha artıyor gözümde.

Kızların hepsi ile gurur duyuyorum, taraftarımıza helal olsun bütün maç susmadılar. Fenerbahçe Spor Kulübü tarihinde kadınlar voleybol branşında ilk kez Türkiye Kupası kazanıyoruz. Erkekler Basketbol'da da 44 yıl aradan sonra kazanmıştık. Fenerbahçe Acıbadem kendi tarihini yazmaya devam ediyor. Bize alkışlamak düşer...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...