6 Temmuz 2010 Salı
Tour De France 3. Etap
Dün söylemiştim 213 km.lik etap bugün geçilecek diye. Tam emin olmamakla birlikte bugün tırmanış etabı da vardı sanki. Yanlışım varsa affola. Bugünkü etabı Fabian Cancellara 1. sırada bitirdi. Zaten tırmanma etabı varsa o noktada , Cancellara'nın etap liderliği şaşırtıcı olmaz. Gerçi bir toplu finiş söz konusu ama Cancellara'da o toplu finişin içerisinde benim için etap lideri sayılır. Hani değilse de ben öyle ilan ettim , rengimi belli ediyorum :)
Toplu finiş 4h 49' 38" ile geçildi, tam 6 bisikletçi aynı süreyi yapmış sayıldı. Bu toplu finiş sonrasında genel klasmanda 14h 54' 00" ile liderliği ele geçiren isim Cancellara oldu. onun hemen 4' arkasında Sky Pro'dan Geraint Thomas yer alıyor.
Tur'da yarın 153,5 km'lik Cambrai - Rems etabı geçilecek. İmkanlar el verdikçe izlemeye devam :)
Etiketler:
diğer sporlar,
tour de france
O Artık Resmen Kadın
Ya da bayan mı diyelim kız mı diyelim bilemedim işte. Caster Semenya'dan bahsediyorum. Nerdeyse 1 senedir yarışlardan men olan Semenya, IAAF'in hakkında nihai kararı vermesi ile özgürlüğüne kavuştu desek yalan olmaz.
IAAF buyurmuş ki Caster Semenya şu andan itibaren Kadınlar kategorisinde yarışabilir. Yani bu da demek oluyor ki , artık yarışlara girebilir. Belki de Diamond League'de görürüz kendisini. IAAF'in Semenya'nın cinsiyet testi sonuçlarını açıklamadığına dikkat çekelim ama. Sadece Kadınlar kategorisinde yarışabilir demişler. Bu da bir nevi kendisinin Kadın olarak kabul edildiği anlamına geliyor.
Sonuçta pistteyken seyircileri heyecanlandıran, acaba rekor kıracak mı diye beklentiye sokan bir atlet Semenya. Umarım yeni dünya rekorları ile görürüz onu.
5 Temmuz 2010 Pazartesi
Tour De France 2010
Eveeet yılın en büyük bisiklet organizasyonu başladı. Hatta 2 etapta geride kaldı. Biraz geç kaldık yazmakta ama ancak akşam özetlerden veya web üzerinden takip edebiliyorum. Her neyse meraklısına elimizden geldiğince aktarırız.
Tur'da bugün ikinci etap olan Brüksel - Spa etabı geçildi. İlk etap sonunda genel klasmanda lider olan İsviçre'li Fabian Cancellara bugün Fransız Sylvain Chavanel'in arkasında kaldı. Sylvain Chavanel etabı 4h 40' 48" ile birinci sırada geçti. Chavanel'in 3' 56" arkasında kalan Cancellara etabı 12. sırada bitirirken, genel klasman liderliğini ve Sarı Mayo'yu da Chavanel'e vermiş oldu. Genel klasmanda Chavanel 10h 1' 25" ile lider durumda, Cancellara 2' 57" ile, Tony Martin'de 3' 17" arkasından takip ediyor Chavanel'i.
Tur'da yarın 213 km'lik Wanze - Arenberg, Porte du Hainaut etabı geçilecek.Turla ilgili daha çok bilgiye ulaşmak için sizi resmi siteye alalım şuradan. Cidden bu adamlar bu işi iyi biliyor. Ayrıca imkanınız varsa ve izleyebiliyorsanız Eurosport Türkiye'den Caner Eler'in enfes anlatımını size tavsiye ediyorum. Hiç bir şey blimiyor olsanız bile etap sonunda, bir çok şey öğrenmiş olarak ekran başından kalkacağınızı garanti ederim.
Etiketler:
diğer sporlar,
tour de france
Neler Oldu Neler
Aslında tek tek yazacaktım da, şimdi uğraşamam diye kısa kısa başlıklarla geçelim son 4-5 günde olanları.
- Almanya İngiltere'den sonra Arjantin'i de 4'e bağladı.Turnuvanın en başında düşündüğüm şeyler bir bir çıkıyor. Arjantin'in bu orta saha ile pek bir şey yapamayacağını söylemiştim, ilk kez iyi bir orta sahası olan takımla oynadılar sonuç ortada. Ne diyelim Dunga ve Maradona gibi iki yetersiz adama milli takımları emanet edenler düşünsün gerisini. Gerçi Dunga'yı anında kovdular ama Maradona'yı kovmak her babayiğidin harcı değildir. Ancak kendisi istifa eder.
- İspanya - Paraguay maçının hakemi beni benden aldı, İspanya'nın gol olan penaltısını iptal etti. Aynı olay Paraguay penaltı atarken de vardı ama onlarınkini iptal etmedi. Tekrarlanan penaltıyı kaleci kurtardı, dönen topta rakibine yaptığı müdahele , asıl penaltıdan daha penaltıydı ama onu da veremedi hakem. İspanya gol atamasa ya da elense ortalık çok karışırdı.
- Wimbledon'ı sonlandırdık. Bayanlarda sürpriz! olarak Serena Williams kazandı. Ne sürprizi yahu der gibisiniz. E ne yapalım, şu haberi ilginç kılacak başka unsur yok, Zvonerava'nın şanssızlığı finalde onunla eşleşmek oldu maalesef. Erkeklerde benim yeni gözdem Thomas Berdych Nadal'a pek direnemedi ama Roland Garros'un ardından Wimbledon'da da gösterdiği performansla , "ben geliyorum" diyor resmen.
- Üzücü bir haber, Tuğba Karademir üniversite eğitimini olumsuz etkilediği gerekçesiyle aktif sporculuuk yaşamına nokta koyduğunu açıkladı. Federasyon kanadı biraz tepkili 7 ay sonra yapılacak Universiade Kış Oyunlar'ında yarışması gerekirdi, bizim de gücümüz nispetinde yatırımlarımız var kendisine diyorlar. Olayın detayını bilmeden yazmak istemiyorum ama Tuğba'nın Türkiye'de yapılacak bir uluslararası yarışmada boy göstermesi gerektiğini düşünüyorum. Umarım kararından vazgeçer.
- Fenerbahçe Ülker Real Madrid'den Darius Lavrinovic'i transfer. Bizim üç maymun medya, sanki iki sene önce olmuş gibi tecavüz mevzusunu işlemeye başladı. Olayın tam detayını bilmiyorum ama Nedim Karakaş sonu evlilikle biten bir olay demiş. Olayın üzerinden de 11 yıl geçtiğine göre, kimse kendisine zorla tecavüz eden adamla 11 yıl evli kalmaz mantığını yürütüyorum. Ki neticede bir suç işlenmiş ve bunun cezası olarak hapiste yatmış. Bu yüzden Sine Büyüka gibi kitlelerin takip ettiği insanların, Twitter gibi sosyal platformlarda yazdıklarına dikkat etmeleri gerekir. Ben sporcunun zeki çevik ahlaklısını severim dedikten sonra, üzerindeki şaibeler bizzat TBF başkanı tarafından dile getirilen bir doping olayının baş aktörünün Milli Takıma seçilmesine de tepki göstermesini bekliyoruz hanımefendiden.
- Tour De France başladı. Genel klasmanda Cancellara lider, Lance Armstrong 4. sırada. Tour De France'ı Eurosport'tan Caner Eler'in eşsiz anlatımıyla izleyin. Onun dışında ayrıca bir yazı yazmak lazım Tour De France için.
3 Temmuz 2010 Cumartesi
Yolcu Yolunda Gerek

Seversin sevmezsin, iş yapar ya da yapmaz. Bilemiyorum bunları ama Semih Erden önümüzdeki sezon Boston Celtics'de oynamayı seçti. Yolu açık olsun umarım başarılı olur. Başarılı olursa pota altı fakiri olan Boston'da tutunabilir diye düşünüyorum. Kulüp bonservisinden 700.000 $ gibi bir para kazanacakmış, en azından bedavaya gitmedi.
Bir diğer uzun oyuncumuz Ömer Aşık'ın da Chicago Bulls ile anlaşması bekleniyormuş, ona da kariyerinde başarılar dileyeyim ben, sadece o kadar ama.
Bir de artık şu alttan çıkardığımız ya da küçük yaşta bulduğumuz çocukların, böyle erkenden elimizden gitmesine bir çözüm bulabilmemiz lazım.
Biz kendi sinerjimize bakalım. Ne Lavrinovic mi :)
Etiketler:
fenerbahçe ülker
2 Temmuz 2010 Cuma
Çeyrek Acılı Çeeek

Bu başlıkta ne abi, hayırdır sporu bırakıp kokoreç işine mi girdin diye düşünen olabilir. Hani sağlam bir yerden franschise alıp yapmayı düşünmüyor değilim aslında. Ne diyorum ben ya, bu yazıda çeyrek final'e bakacaktık. Böyle maç maç, klişeye girmemi bekleyenler varsa kendilerini bilumum iddaa bültenine ve halen daha okumaya değer bulduğunuz gazeteler varsa onlara yönlendiriyorum. Her takımın akşam yemeğinde ne yediğinden tutun da , oyuncunun tuvalette kaç dakika kaldığna kadar milyon tane gereksiz bilgiyi oralardan edinebilirsiniz. Ben öyle genel bir geçeyim üstünden. Ayrıca itiraf edin kendinize hadi durmayın, Ömer Üründül'ün "Futbol enteresan, bak gördün mü ?" demesini bile özlediniz di mi...
Her neyse efendim çeyrek kokoreçe şey pardon finallere Brezilya-Hollanda maçı ile başlıyoruz. Terazide Brezilya ağır bassada Robben varken belli olmaz diyorum umarım iyi futbol izleriz. Akşamki Uruguay - Gana maçı muhtemelen penaltılara kadar gidebilir. Bari o maçı 17'ye koysaydınız da akşam adam gibi maç izleseydik.
Arjantin'in turnuvadaki en önemli sınavını Almanlara karşı vereceğinden kuşkum yok, en başından beri söylediğim orta saha zaaflarının en çok sırıtıcağı mücadele bu olacaktır diye düşünüyorum. Ama neticede elinizde Messi varsa, maç her sonuca açıktır. İspanya yoluna devam eder, Villa'nın performansı da seneye Mourinho'yu kara kara düşündürtür bence.
Burdan sonra ne olur derseniz, ben Almanya'nın Arjantin'i elemesine surpriz demiyorum, ama gönlüm bir yandan da Dünya Kupası efsaneleri arasında yer alabilecek bir Brezilya - Arjantin finali de istemiyor değil. Almanya -Arjantin mücadelesini kazanan takımın final biletini cebine koyacağını düşünüyorum. Diğer tarafta 4 takımdan 3'ü de yola devam edebilir, aralarında oynadıkları maçlar işi çözecek, Paraguay etkisiz eleman konumunda ki bu noktaya gelmeleri bile başarı.
Futbola noktayı koyup, bu hafta sonu oynanacak Wimbledon finaline bakalım. Yarı finaller bugün oynanacak. Roland Garros bitiminde dikkat çektiğim Tomas Berdych bu sefer Roger Federer'i eledi ve yarı finalde Novak Djokovic ile oynayacak.Bu Berdych'e kanım ısındı benim stilini de seviyorum çocuğun ama Djokovic varken onu desteklemem mümkün değil. Bu arada bütün Britanya halkını temsilen korta çıkacak olan Andy Murray'in rakibi Rafael Nadal. Ben ufukta Nadal-Djokovic finali görüyorum ama Berdych'de çıkarsa finale şaşırmam. Bu arada bayanlarda nihayet Vera Zvonareva finale çıktı, Pironkova'nın başarısını görmezden gelmiyoruz tabi. Ama rakip Serena olduğu içi Vera'ya çok şans veremiyorum, umarım kazanabilir.
İnceden NBA'e de dokunduralım, malumunuz yıllardır beklenen 2010 yılı Free Agent şenlikleri başlamış bulunmakta, çok komik paralar havada uçuyor.Komik derken ödenen rakamlar manasında demiyorum, rakamlar almış başını gidiyor zaten. Sadece o rakamların ödendiği oyuncular komik cidden. NBA'de ki takım yöneticilerinin dumanlı kafa ile sözleşme teklif ettiğine inanıyorum. Ayrıca bavulu topladım Minnesota'ya yerleşiyorum, Darko Milicic gibi bir kazmaya 20 milyon veriyorlarsa bana da 150-200 bin verirler herhalde, olmadı Atlanta'ya giderim Joe Johnson'a maksimum kontrat verdiler ( 6 yıl için 120 milyon falan sanırım), bana da 1 milyon'cuk verirler herhalde.
Son olarak yazı başlığını tüm Türk futbolseverlere armağan ediyorum, çünkü TRT'nin mevcut spiker ve yorumcu kadrosuyla bu çeyrek finaller anca acılı kokoreç tadında olur. Acıyı sevmeyen varsa yandı.
EAB
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






